filmde; başı yasalarla ve kötü adamlarla belaya girmiş bir adet erkek ile kadının hikayesi işleniyor. aşk, ihanet, trajedi..klasik sinema tripleri işte diyip geçecekken filmin olayı devreye girerek 'a-ha işte dur bakalım' diye rest çekiyor size..
godard, yönetmeni teknisyene çeviren bu klişe hikayelerden sinema anlatımını sorgulatan farklı bi stille çıkıp, bik bik eleştirilere savrulacak seyirciye; farkımı farketmedin ya artik farketsen de farketmez selamı çakmamış değil.
sinemacıların kullandığı manayla 'sıçrama' hadisesini açı ve montaj hatası olmaktan çıkarıp estetik bir öğe yapması, ona kaderinin bir oyunu değil. filmin finalinde başroldeki elemanın polisler tarafından vurulması atraksiyonunun zaman atlamasına uğraması da ibnelikten ziyade; godard'ın klasik sinemayı parçalayarak kendi analizini yaratması olarak nitelendirilebilinir-yor.