yeni ateizm

entry4 galeri
    4.
  1. Temel eleştiri yeni ateistlerin ideolojik ve yüzeysel oldukları yönündedir. Sosyolog Rodney
    Stark bu konuda ilginç bir gözlemde bulunuyor, diyor ki bir insan Robin Hood hikayelerini
    okuyarak ortaçağ hakkında ne kadar bilgi edinebilirse, Richard Dawkins kitaplarını okuyarak
    da din hakkında o kadar bilgi edinebilir. Ateist bilim felsefecisi Michael Ruse da Tanrı
    yanılgısı isimli kitabı çok sert eleştiriyor ve kitabın o kadar kötü olduğunu anlatıyor ki
    kendisinin bir ateist olarak aslında kitabı okurken ateizmden utandığını söylüyor. Yine
    felsefeye giriş ve dine giriş dersleri olsa bu derslerden Richard Dawkins ʼin geçemeyeceğini
    iddia ediyor. Yine başka bir ateist düşünür Terry Eagleton da Richard Dawkinsʼin ve diğer
    yeni ateistler aslında bilimi doğru tasvir etmediklerini ama daha da kötüsü dini çok yüzeysel
    şekilde ele aldıklarını, dinlerin olabilecek en kötü şekilde yansıtıldığını, hatta dinleri öğrenme
    zahmetine girişmediklerini söylüyor. Nitekim Richard Dawkins de bundan iki sene önce attığı
    bir twitte Kurʼanʼı hiç okumadığını, islamʼı eleştirmek için Kurʼanʼı okumasına gerek
    olmadığını söyleyerek aslında Terry Eagletonʼın bu görüşünü doğrulamış oldu.
    Yeni ateistler felsefeyi küçümsemeleriyle de meşhurlar. Bu anlamda aslında yaptıkları
    felsefi hataların da hoş görülmesi gerekebilir. Örneğin yeni ateistlerin binlerce yıllardır
    sorulan, cevaplanan soruları sanki geçen hafta bu sorular ilk kez sorulmuş gibi
    yönlendirdiklerini görüyoruz. Örneğin Tanrıyı kim dizayn etti, Tanrı varsa niye kötülük vardır
    sorularının sanki bu sorular ilk kez soruluyormuş gibi yeni ateistler tarafından yöneltildiğini
    görüyoruz. Oysa teist literatürde bu konular üzerine on binlerce sayfa yazılmıştır. Daha
    verimli bir tartışma olması için bu soruların sorulmasında elbette bir sakınca yoktur. Yalnız
    yeni ateistlerin yaptığı bu sorulara verilen cevapların göz ardı ederek sanki bu sorular ilk kez
    soruluyormuş gibi davranmalarıdır. Yine yeni ateistler bilim tarihini çarpıtmaktan
    çekinmiyorlar. Burada en favori örnekleri Galileo hadisesi ve Charles Darwinʼin teorisinin
    dini çevrelerde karşılanmasıdır. Elbette bunları olabildiğince yüzeysel ve ideolojik şekilde
    tekrar yazıyorlar. Yani Galileo hadisesine bakıldığında aslında Galileoʼnin dindar bir bilim

    insanı olduğunu mesela bu eserlerde okuyamazsınız. Yine Galileoʼnin argümanını savunurken
    incilʼe atıfta bulunduğunu göremezsiniz. Bunun yanında Galileoʼnin doğayı daha iyi
    tanımamız durumunda incilʼi daha iyi tanımlayabileceğimiz görüşünü bu eserlerde
    göremezsiniz. Öte yandan malumunuz kilise sadece dini bir kurum değildir. Kilise aynı
    zamanda siyasi bir otorite, sosyal bir otorite, bir güç odağıdır. Kilisenin savunduğu görüş de
    aslında eskimiş de olsa o dönem için tam eskimemiş bir bilim görüşüdür. Yani Aristocu
    Batlamyusçu bilim anlayışını savunuyor kilise. Bunu savunurken aslında bir yandan da
    Francesco Ingoli gibi, Orazio Grassi gibi isimlerin bilimsel argümanlarını ne kadar beğenelim
    ya da beğenmeyelim ama ortaya konulan bilimsel argümanlarını da destekliyor kilise. Kilise
    aslında sadece eski ahite ya da yeni ahite atıfla değil aynı zamanda dönemin bilimsel
    argümanlarına atıfla da Galileoʼye karşı gelmeye çalışıyor.
    Son olarak aslında yeni ateizmin bilimciliğin maruz kaldığı eleştirilerin hepsine maruz
    kalması gerektiğini de belirtmek gerekiyor. Örneğin ahlak konusunda doğa bilimlerinin yer
    yer yetersiz kalabildiğini düşündüğümüzde yalnızca doğa bilimleri bizim rehberimiz olmalıdır
    diyen bir yeni ateist aslında ahlak konusunda da eleştirilmeyi hak etmekte. Bu konuda ilginç
    bir hadise yaşandı geçtiğimiz günlerde. Richard Dawkins bir konuşmada aslında anti
    darwinist bir dünyada yaşamak istediğini, darwinist bir dünyada yaşamanın kendisi için ve
    insanlar için dünyayı yaşanılmaz bir hale getireceğini söyledi ki haklı. Doğada gördüğümüz,
    hayvanlar arasında gördüğümüz münasebeti insanlar arasında gördüğümüzde aslında insan
    hakları ihlallerinin yaşanacağını, hatta insan hakları diye bir şeyden söz edemeyeceğimizi
    görmekteyiz. Bu anlamda gerçekten de Richard Dawkins haklıdır. Yalnız problem şu ki aynı
    Richard Dawkins kendi eserlerinde insan haklarının ve insanın özel bir yeri olduğu görüşünün
    aslında Hristiyanlıktan, tek Tanrılı dinlerden geldiğini iddia etmekte. Dolayısıyla Richard
    Dawkins bir yandan Hristiyanlıktan kurtulmayı öğütlerken, bir yandan Hristyanlıktan
    kurtulmanın neticesinde bu ahlaki öğretilerin de kaybolacağını ya da o ahlaki öğretilerin
    temelindeki görüşlerin kaybolacağını fark etmemekte ve böyle çelişkili bir pozisyon
    takınmakta. Bu anlamda bilimciliğin eleştirildiği her noktanın yeni ateizme de
    yönlendirilebileceğinin farkında olmak gerekiyor.
    3 ...
bu entry yorumlara kapalı.
© 2025 uludağ sözlük