bayram ziyareti için gittiğiniz evin sokağına girerken acı bir telefon sesi gelir. Arayan dayıdır. Geldik dayı sokağa girdik denir. Fakat gelen ses
"çabuk gelin babam çok fenadır" der. Acilen kapıdan içeri girerken dayı ile göz göze gelinir,
"dayı durumu nasıl" denir.
Acı bir ifadeyle "bitti" der. Ve o andan anneyle göz göze gelince direk içeri koşulur. O sahne de dedeyi yatarken gözleri kapalıyken görmek sanırım olayın şokundan olacak kitler seni ve başında ağlayan onca insan varken sen sesini bile çıkarmadan öylecek bakarsın dedeye, donmuşsundur, unutursun gerçekleri ölmeyi yakıştıramadıgın için kabullenemessin ama gerçektir ölmüştür tüm zamanı dolanlar gibi.
Birde 3 aydır yoğun bakımda olup eve gelişinin ikinci gününde aramızdan ayrılmasınıda ayrıca kabullenemessin. Daha bayramını kutlamadım,elini öpmedim diye isyan edersin kendi kendine. Eve gitmek istiyorum, son günlerimi evde geçirmek istiyorum lafları kulaklarında çınlanır. ve bunları düşündükten sonra olayın farkına varırsın. gözlerin dolar bu cümleleri yazdıgım an gibi. cenaze işlemlerinden sonra camiye ordanda mezarlığa götürülür. Ayrılma anı gelmiştir. üzerine ilk toprak atılır ve artık ebedi dünyadaki ilk günü başlamış olur.