Kalbin sol köşesinden başlayarak büyük bir yumru halinde uzun bir yol izleyen, karna kadar ince ince kasılmalar halinde seyreden adına aşk acısı diyeceğimiz duygu, başka bir duygu olan özlemle bütünleştiğinde, günler geçip gitmeyecek, sabahlar hiç gelmeyecek, dünya dönmeye devam etmeyecek, bir daha rüya göremeyeceğiz sanırız...
Bir ruh gibi etrafta dolanıp dururken,uyuyamaz,yemek yiyip içemezken; günler, aylar, yıllar,anlar hiç geçip gitmeyecekmiş, zaman durmuş gibi gelirken, aslında akrep yelkovana gülümsemekte farkına varmadığımız aşk acısıyla savaştığımız o anlar hızla geçip gitmektedir ve zaman bir panzehirmişçesine en büyük etkisini göstererek kalbimize yavaş yavaş işlemektedir.
Kaç ay, kaç yıl, kaç vakit gereklidir bilinmez ama aşk acıs o çok acı çektiğimiz sızılı günlerden bize bir miras bırakarak, zamanın pençesinde bir düş gibi uçup gidecektir...
"Yalnızım ben çok yalnızım
Buymuş benim alın yazım
ister uzak ister yakın
Anılar beni rahat bırakın..."
Bu gece ıslık eşliğinde bu şarkıyı mırıldanırken hatırladım seni...
Çok uzun zaman olmadı belki,
Seni unuttuğumu sandım,
Unutmak için çok uğraştım,
Ama başaramadım sevgilim...
Şimdi senden kilometrelerce uzaktayken bile sana hasretim...
Kalbim acı çekiyor sevgilim,
Yalnızlık kelimesi sadace bir kelimeyi ifade etmiyor son günlerde,
Aynı şehirlerde yaşayıp, aynı havayı soluyup, aynı güne, aynı güneşe bakıp, aynı ay ışığıyla uyurken ve aynı gün ışığıyla sabahlara gülümserken, birbirimizden bu kadar uzak oluşumuz canımı sıkıyor belki de en çok...
Belki bir kaç ay, kimbilir bir kaç yıl sonra başkalarının ellerini tutacağımız, büyük kalabalıklar içinde yürürken içimize çektiğimiz bu yeni kokuları büyük uzaklıklardan hissedeceğimiz, tanıyacağımız, seslerini duyamadığımızda onlara özlem duyacağımız, uzun aralıklardan sonra onları görünce içimizde büyük sevinçlerle onlarla kucaklaşacağımız, onlarla hayatlarımıza devam edeceğimiz, hayatımızın devamında onları seveceğimiz düşüncesi...
Ve belki de, her aşk bir aşkın ayak izlerini izlerken ve her aşk bir yıkıntının küllerinden tekrar var olurken, baktığım her yeni yüzde senden bir şeyler arayacağım ve senden birşeyler bulacağım duygusu incitiyor beni...
Ama geçen yıllar, geçen yüzler, geçen zamanlar umrumda değil,
Şu an şu dakika, gecenin, ayın ve yıldızların şahitliğinde sana üç kelime söylemek istiyorum...