Sadece kadınlar değil, genel olarak fransızlarda benzer eğilim var. Özellikle cumhuriyetçilerde. Joan scott’un bir makalesinde okumuştum, cinsel açıklık fransa’da cumhuriyetçilerin değerlerindenmiş bir nevi. O yüzden fransa bir dönem baş örtüsü yasağı ile gündeme geliyor. Çünkü kadının kapalı olmasını sadece kadının cinselliğine vurulmuş bir darbe değil, erkek cinselliğine de vurulmuş bir darbe olarak görüyorlar. Çünkü erkek cinselliği kadını görüp onu arzulamalı, kadın kapanınca erkeğin cinselliği de kısıtlanmış oluyor. Scott açıkça söylemiyor ama bu fransız cumhuriyetçiliğinin cinselliği sınırsızca yaşama isteği belki de fransız ihtilalini ortaya çıkan sosyal gelişmelerde aranmalı. orada ihtilal kilise, kraliyet ve aristokrasiye karşı yapılmıştı. Dolayısıyla dinin katı tutuculuğuna karşı şiddetli bir antiklerikal refleks gelişti. Katolikliğin cinsellik üzerine kısıtlamaları son derece sıkıdır. Göğsü açık kadını hatırlayın, jacobenizm de kendini kilise ne dediyse onun tam tersini yapmaya ve olabilecek en aşırı şekilde yapmaya programladı. Böyle bir ilişki kurulabilir. Bizde de mesela laik kesimin mini etek fetişizmi de belki cumhuriyetin antiklerikalizmi ile paralel düşünülebilir.