kitabı neredeyse on yıl önce okumuş ve kandırıldığını yeni fark eden biri olarak geldim bu başlığa. düşüş. adın bile duygu sömürüsü. jean baptiste clamence e dürüstçe kendiyle hesaplaşan biri dedim ama birden ışık yandı. albert camus neden onu avukat olarak kurguladı? çünkü yalancı. hem de çok usta bir yalancı. duygularla oynayarak kendini aklamaya çalışan bir adam. aslında clamence in savunmasıydı okuduğumuz şey. bütün ustalığıyla kendini savunan ikiyüzlü aslında bir alçak ama diğer insanların kendisinden daha alçak olduğunu göstererek sanki elinden başka türlüsü gelmezmiş gibi duygu sömürüsü yapan sempati toplayan bir alçak. hem bir hırsız hem bir katil.
"ben, bir gün kahvenin terasında elimi bırakmak isteyen o ihtiyar dilenci gibiyim. "ah, bayım," diyordu adam, "mesele kötü insan olmak değil, ama ışığı yitiriyor insan." evet, ışığı, sabahları, kendini bağışlayan kişinin kutsal masumluğunu yitirdik biz."
her zaman ben demesi ama yaptığı hatalara gelince sözü hepimize çevirmesi de bundan.