Hani bazen aşırı gerçekçi rüyalar görürüz. Alarm çalar ve uyanmışızdır. Kahvaltımızı yapar ve işe gitmek için hazırlanırız. Fakat tam bu sırada bir alarm daha çalar. Aslında az önce yaşadıklarımız tamamen rüyadır. Aşırı gerçekçi bir rüya.
Kendisi de böyle bir rüyanın sonucunda hiçbir şeyden kesin emin olamayacağız teorisini ortaya atar. Çünkü duyu organlarının bize sunduğu tüm bilgiler yanıltıcı olabilir. Mesela bir suyun içindeki kalemin kırık gözükmesi gibi. Halbuki kalem sapasağlamdır.
Fakat descartes ilkçağ filozofu aşırı şüpheci pyrrhon ile fikirlerinin tamamen örtüştüğünü düşünmüyordu. Ona göre kendisi farklı bir şüphecilik ortaya koymalıydı. Ve sonunda Sadece Zihin denilen olgunun varlığı kesindir, Diğer her şey bir yanılsama olabilir teoremini geliştirdi. Yani beden denilen şeyin varlığından emin değilim ama Zihin kesinlikle var. Kendimi bedensiz düşünebiliyorum ama Zihinsiz düşünemiyorum fikrini ispatlayan en meşhur cümlesini söyledi: “düşünüyorum, öyleyse varım.”