Muhafazakarlık başa beladır. bela getirir. Nasıl mı? Mesela istanbulda Gümüşsuyu Ülker Sokakta yaşayan kimi muhafazakar, diğer bir deyişle sevgili vatandaşlarımız, vakt-i zamanında mahallelerinde oturan travestileri, tuttukları çete aracılığı ile evlerinden zorla kovdurmuşlar okuduğuma göre. Böylece mahallenin namusu temizlenmiş(!) Daha sonra aynı çete, yaptıkları kamu hizmetinin karşılığını istemiş, mahalleliden haraç (pardon komisyon) almış. Vermeyeni darp etmiş, evine barkına el koymuş. O zaman hürriyet gazetesi çete lideriyle ve mahalleliyle röportaj yapmış. Mahalleli ağlaşmış ancak zannımca bu olayda çete lideri haklı. Anlaşma anlaşmadır. Toplumsal sözleşme bi ceşit. Eskiden devletler de boyle kuruluyormus işte. Mesela anlı şanlı 16 Türk devleti hikayesindeki devletler. Bir Leviathan bulup "aman abi beni şu ötekine karşı koru kolla, ben onu istemiyorum bi zahmet dövüver" filan dersen, ağabeyinde hizmetini yapar ama karşılığını gani gani ister. Sonra da abiden seni kim korur? Hadi düşün bakalım. Muhafazakarların işi zor. Ya farklılığa tahammül etmesini öğrenecekler (ki bu mümkün değil, muhafazakarlığın tanımına aykırı) ya da farklı olana karşı koruyucu diye besledikleri Leviathanlara tahammül edecekler.