fatin rüştü zorlu

entry36 galeri
    35.
  1. https://galeri.uludagsozluk.com/r/1977493/+

    Yıl 1963... Londra'ya büyükelçi olarak atanan Zeki Kuneralp bir sefaret yemeğinde eski ingiltere Dışişleri Bakanı Selwyn Lloyd ile karşılaştı. Lloyd, Kıbrıs görüşmeleri sırasında tanıştığı Büyükelçi Kuneralp'i bir köşeye çekip şaşırtıcı bir soru sordu : "Zorlu'yu niçin öldürdünüz? Cesur adamdı, memleketi için iyi çalışırdı. Onu niçin öldürdünüz?"
    Zeki Kuneralp bu soruya bir yanıt veremedi ve zorunlu olarak suskun kaldı. Ancak bütün gece Lloyd'un sorduğu soruyu kendi kendine sordu : "Zorlu'yu niçin öldürdük?"
    Fatin Rüştü'nün yaşamı incelendiğinde büyük bir dramla karşılaşılır. Varlıklı bir ailenin en küçük çocuğu olarak 1910 yılında doğan Fatin, daha çocuk yaşta çeşitli hastalıklara tutulan dört ağabeyini yitirdi. Hüzünlü geçen çocukluğu nedeniyle içine kapanık, az konuşan bir kişiliğe büründü. Annesi, kalan tek çocuğu olarak onun üzerine titriyordu. Galatasaray'ı bitiren Fatin, Paris'te siyasal bilgiler, daha sonra da Cenevre'de hukuk eğitimi gördü.
    1932 yılında Dışişleri Bakanlığı'nda Siyasi işler Dairesi'nin Birinci Şubesi'nde kâtip olarak göreve başladı. Varlıklı bir aileden gelen uzun boylu, şık giyinen, yakışıklı bir genç diplomat olarak Ankara'da dikkatleri üzerine topluyordu. Almanya Büyükelçiliği'nde verilen bir davette Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras'ın eşi Makbule Aras, ilgisini çeken bu genç ve yakışıklı diplomat ile ayaküstü konuştu. Bakanın eşi, çok beğendiği bu genç diplomatın kim olduğunu soruşturdu. Makbule Hanım, edindiği bilgilerin çok olumlu olması nedeniyle kızı Emel ile bu genç diplomatı evlendirmeyi aklına koydu. Bunun için yakın arkadaşlarından yardım istedi. Daha doğrusu kızı Emel'i bu genç diplomatla evlenmeye razı etmelerini rica etti.
    Fatin'in yakın arkadaşları Makbule Aras Hanım'ın kendisini çok beğendiğini ve kızı ile evlendirmeyi düşündüğünü söyledi. Fatin söylenenlere bir tepki vermedi ve gülümsemekle yetindi. Bu haberi öğrenen Fatin'in annesi Güzide Hanım, çok sevindi ve hemen Ankara'ya giderek olaya el koydu. Oğluna Bakanın kızıyla evlenmesinin kaçırılmaz bir fırsat olduğunu söyleyerek onu Emel ile evlenmeye razı etti..
    Ancak bu evlilik için çok önemli bir engel çıktı. Tevfik Rüştü Aras'ın kızı Emel Aras bu evliliğe "Hayır" dedi. Annesi ve yakın arkadaşları Emel'i bir türlü ikna edemediler. Emel, "Ben güzel bir insan değilim. O çok yakışıklı, iddialı bir genç. Fatin benimle bakanın kızı olduğum için evlenmeye razı olmuştur," diye direndi. Ancak yapılan baskılar sonucunda evlenmeye razı oldu..
    Emel razı oldu ama bu kez babası Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Bey "Ben durumu Atatürk'e arz etmeden ve kendisinin rızasını almadan kızımı evlendiremem" diyerek olumlu yanıt vermedi.. Tevfik Rüştü, Dışişleri Bakanı olduğu için hemen hemen her gece Atatürk'ün sofrasında bulunuyordu. Durumu Atatürk'e arz etti ve kendisinin iznini istedi. Atatürk, Fatin'i daha önce gördüğünü ve bu genç diplomatı beğendiğini belirterek evlenme izni verdi, gençleri kendisinin evlendireceğini de ekledi.
    29 Ekim 1933 gecesi Cumhuriyet'in 10. yılıydı. Gündüz törenlerinden sonra gece de Ankara Palas'ta büyük bir resepsiyon verildi. Resepsiyonun sonlarına doğru Atatürk ayağa kalkarak sürpriz bir açıklama yaptı : "Cumhuriyetimizin 10. yılını kutlarken size Dışişleri Bakanımız Tevfik Rüştü Bey'in kızı Emel Hanım ile Dışişleri Bakanlığı'nın genç meslek memuru Fatin Rüştü Bey'in nişanlandıklarını açıklıyorum."
    Atatürk yanına çağırdığı iki gencin alyanslarını parmaklarına taktı, mutluluklar diledi. Bu nişan Ankara'da büyük yankı yaptı. Fatin Rüştü'nün önünde parlak bir gelecek açılmış oldu. Genç ve yetenekli diplomatın, önüne çıkan bu fırsatları iyi değerlendireceğine onu tanıyan herkes inanmaktaydı. Ertesi yıl Atatürk, Tevfik Rüştü'ye verdiği sözü tutarak 30 Ağustos gecesi Dolmabahçe Sarayı'nda Emel ile Fatin'i kendi elleriyle evlendirdi ve Zorlu çiftinin onuruna büyük bir davet verdi.
    Fatin Rüştü önündeki fırsatları en iyi şekilde değerlendirerek hemen her aldığı görevde başarı sağladı ve kısa zamanda Dışişleri Bakanlığı'nın en parlak diplomatları arasına girdi. 1950'de iktidara gelen Demokrat Parti döneminde de meslekteki yükselişi hiç hız kesmeden sürdü ve Türkiye Daimi Temsilcisi unvanı ile NATO'ya atandı.. Genç diplomatın NATO'daki başarılı çalışmaları Başbakan Adnan Menderes'in de gözünden kaçmamıştı. 1954 yılı başlarında Zorlu'yu makamına çağırdı. Zorlu, Menderes'in kendisini milletvekili yapmak istediğini anlamıştı ve çalışma arkadaşlarının bu konudaki görüşlerini almak istedi : "Adnan Bey beni çağırdı. Galiba mayıs seçimlerine katılmamı, siyasi hayata atılmamı isteyecek. Ben kendisinden böyle bir istekte bulunmadım. Israr ederse reddetmem zor. Ancak bazı tereddütlerim var."
    Arkadaşlarının hemen hepsi aynı görüşte birleşti : "Kabul etmeyin, daha 44 yaşındasınız. Mesleğin zirvesine ulaşmışsınız. Emekliliğinize daha çok var. Meslekte daha büyük başarılara adaysınız."
    Fatin'in tahmini doğru çıktı ve Menderes'in büyük ısrarı üzerine Başbakan'ın politikaya girme önerisini kabul etmek zorunda kaldı ve böylece kendi acı sonunu da seçmiş oldu.. 1954 seçimlerinde DP listesinden Çanakkale Milletvekili seçildi. Fatin, hazin bir sona doğru büyük bir adım atmış oldu..
    Menderes'in ısrarının nedeni aslında Fatin Rüştü'yü Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü'nün yerine atamak istemesiydi. Ancak Köprülü partinin kurucularındandı ve parti içinde siyasi gücü vardı. Menderes, kafasındaki değişimi gerçekleştiremedi ve Fatin Rüştü'yü Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak atadı ; iktisadi işleri ve Kıbrıs sorununu ona verdi..

    (TUFAN TÜRENÇ, "Aynadaki Yüzler, Yakın Tarihten ibret Öyküleri", Remzi Kitabevi, 2019).
    0 ...