kurtuluş savaşı'nda cepheye kumanya yollayan istanbul esnafının bir temsilcisi; ekmeğin karneye bağlı olduğu yıllarda da işbaşındalar. üç nesildir aile burada geçiriyor hayatını: tarihi sultanahmet köftecisi'nde...
1911 yılında dede mehmet seracettin efendi, doğu türkistan'dan istanbul'a göçüyor. 1920'ye kadar devlet matbaası'nda çalışıyor. sonra sultanahmet?te kendine bir dükkân bulup köfte yapıp satmaya başlıyor. adını turan köftecisi koyuyor; ancak bu dönemde başlayan turancılık olayları yüzünden pek tedirgin oluyor dükkânın adından ve halk köftecisi olarak değiştiriyor. tarihi sultanahmet köftecisi selim usta ise, 1966 yılında bugünkü yerinde işe başlıyor.
dedenin çocukları mustafa, selim ve ismail... 1952 yılında baba vefat edince oğullardan ismail bey ve selim bey işin başına geçiyor. yer, bugünkü tarihi sultanahmet köftecisi. ismail bey üç sene süren askerliği esnasında usta albay emre atak'tan öğreniyor aşçılığı. şimdi ise işin başında üçüncü kuşak, yani mehmet seracettin efendi'nin torunları var: cihat tezçakın ve mehmet tezçakın.
mönü hiçbir zaman değişmiyor: köfte, piyaz, salata ve helva... piyaz da değişmiyor, içine yumurta konmuyor örneğin. fasulyesi yumuşak, soğanı kıvamlı, az kıvırcık, dilim dilim domates... köftenin yanında her zaman turşu var, o kadar. allama pullama yok. ramazan'da sadece çorba ilave ediliyor mönüye. bir de piyaza siyah zeytin. irmik helvası her daim var zaten. onları köfteleri kadar ünlü yapan yiyeceklerden biri çünkü.