ıssız adam

entry949 galeri video3
    100.
  1. güneşin oğlundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak artık' en azından benim için.

    Kalabalık, gürültücü, sinema adabından habersiz ve gereksiz çiftlerle beraber izlemek te ayrıca çirkinleştirdi sanki filmi. tüm çiftlerin heyecanı görmeye değerdi. erkekler 'yahu adam bana mı benziyordu ne' tripleriyle kadınlarsa 'bak cemşit beni terk edersen böyle olursun' kurnazlığıyla izlemişlerdi filmi.

    (türkiye'de sinema filmlerinden önce filmin izleyicilerini de eleştirmenin aslında iyi bir şey; ama okuyucu olamadıkları için izleyici olduklarını düşünerek de gereksiz bir şey olduğunu düşündüm bu kısa arada, çünkü hiçbir zaman kendileri için neler yazıldığını okumayacaklardı. bu yazı hemen yanıbaşımda soğanlı cips yiyen gerzek kızlara gitsin)

    filmin son kısmına kadar iyi olmadığını düşünüyorum. hatta bunu sorduğu için bizim hatunla da paylaştım. lakin kendisi, istanbul aşkı ve filmde kullanılan evlerin güzelliği (hakkaten hoş mekanlardı) sebebiyle tatlı bir heyecan içindeydi.

    müzikleri güzeldi diyor insanlar, evet güzel müziklerdi hakkaten. fakat ben daha başka bir şey söylemek istiyorum. neden bu tip kurgu metinleri hayatla mukayese ediyoruz ki, yani son bölüme kadar kötü gittiğini gördüğünüz bir filmin ya da romanın ya da şiirin son bölümde vurucu bir şekilde bitmesi o filmin, romanın ya da şiirin iyi olduğunu söylemeniz için yetmez mi peki? peki hayat için neden böylesi anlamsız bir müşkülpesentlik göstermiyoruz, yönetmeni tanrı olduğu için mi, zannetmiyorum, yaşayanların bir çoğu tanrının ne anlama geldiğinden bile haberdar değildir muhtemelen.

    bence film son bölümü sebebiyle güzeldi. mesela karakterler çok iyi yansıtılmış, hiç aşina olmadığım bir dünyanın kadını ve erkeğini anlattığı halde rahatlıkla tanıyabildim o tipleri. hergün bir şekilde karşılaştığımda acımayla karışık bir küçümsemeyle gülüp geçtiğin türkiye'nin ümitsiz yığınların hikayesiydi bu film. böylesi şarkılara sığınmaları da ondan, halbuki o dönem de çok daha vurucu şarkılar da vardı, kıyıda köşede kalmış da olsa.

    bir de film kopuk kopuk seyrediyordu. bölümlere ayrılmış resimli bir romanı izler gibiydik.

    efendiler, son olarak şunu söylüyorum, bu filmde en çok erkekler ağlayacak mavralarına inanıp gitmeyin. anlaşılıyor ki 'babam ve oğlum' kuruyan göz pınarlarımızın yeniden bereketlenmesi için daha çok bekleyeceğiz.

    ama yine de söylüyorum (biraz da abartı tozu serpilmiş bir edayla) bu satırların yazarı için sinema güneşin oğlundan önce ve sonra diye ikiye ayrılmıştır. *
    1 ...