Sevgili sözlük,
aslında mystery'e gıcık oluyorum, mesleği için istanbul'a gitmesi gerekmiş, ankara'da bu iş olmazmış...
bik bik bik.
gitsin lan n'olcak ki diyorum. sonra şey geliyo aklıma...
dün mesela.
bi yandan msnden konuşuyoruz, bi yandan sözlükten mesajlaşıyoruz. dedim ki facebooku tekrar aktifleştireyim de ordan da yazalım arada, hatta telden de mesajlaşalım.
ve bu yoğun "yazışma"ya rağmen akşam buluştuğumuzda, sinemada dahi, susmuyoruz.
etrafımızdakiler bize gıcık oluyor, özellikse erkekse ***
dışlanık hissettiriyoruz galiba. *
anlattığın şeyi dinler... yani sen susarsusmaz kendiyle ilgili bir şey anlatmaya başlamaz.
sorular sorar, onun için önemliysen her ayrıntıyı önemser seninle ilgili.
hiç üşenmez, bi mağazada askıda ki her şeyi tek tek inceler.
bi uyaran olursa, ben, beğendiği her şeyi almayabilir. ama alabilitesi yüksektir.
sinemada en acıklı sahnede ben omzuna tünemiş haldeyken, ne o ne ben bunu fark etmişken, filmi boşverip benim o an yaptığım espriye püskürür. hiç kasmaz...
filmde aramızda duran ıslak mendil aramızda kalır, onu kullanış amacımızdan kimseye bahsetmez. (ağladık lan yanlış anlamayın hemen)
ama o koltuk arası uzaklık kadar olsun hep mesafeler.
gitmesin bi yere.
neden böyle modlara girdim bilmiyorum, şu an öyle bir durum yok zaten, artık tedbir mi diyelim, son pişmanlık yaşamamak için mi diyelim...
öyle işte...
(son msja 1,5 dakika geç cevap verdin. fark etmedim sanma)