''naim'' denen düdük makarnasının, mutfakta bir güzel asıldığı rus kızına, sırf güzel hatun diye, yazıyla 'beş' puan verdiği yarışma. neymiş efendim, ''daha hijyenik, daha temiz bir ortamda yemek yemiş!''miş de, falan filan zart zurt...
ulen, dün gece mert'in yaptığı kaya tuzundaki balık bile, nika denen cimcimenin tüm menüsüne bile on basacakken, kalkıp da tıraştan dillemelerle, kıza fazla puan vermen gözümüzden kaçmamıştır; yazma lan kıza.
bu arada, sevgili arkadaşlar bu yarışma acayip bir derecede hayatımda yer kaplar olmuştur. işten erken çıkmaya çalışmalar, gece tekrarını izleme çabaları. yalnız, her hafta kıl mı kıl yarışmacılar bulunmak zorunda mı kardeşim? o naim denen vatandaş, herkese giydirdi de,
- damak zevkime uygun değil!.. dedi, kestirip attı. daha senetleri bitmemiş olan televizyonumun ekranına, kafa-göz dalma hissiyatı uyandıran bu vatandaşa da, ayrıyetten ''damak zevkin kadar konuş len dümbük!'' demek istiyorum.
mına godumunu, nika adlı - allah için güzel kız - hatun, pasta bile yaparkene ortasından ikiye kestiği pandispanyanın sadece üstüne krema koyup, altını deşmekle kalıyorken, bir de ''yok efendim, ben 18 yaşındayım, daha ilk defa pilav pişiriyorum!'' diye ahkam keseceğine, converse'in en lüks modelleriyle bebek sahillerindeki en taşaklı cafelerde, saatler boyunca kahveni ya da ne bileyim gloria jeans amblemli bardağından, aslen kahveyle alakası olmayan likit şeyini yudumla yavrucum sen. mustafa sandal'ın yaptığı en iyi şarkılardan biri var; bildin mi? hani şu sertab erener'in lal albümü var... heh, işte o. büyü de gel şarkısı. önce kendine gel, sonra da büyü de gel.
bu arada, yarışma, oldukça uludarası bir yol aldı. önce bir romen abimiz, ardından da bir adet rus kırması alice s adventures in wonderland.
ilerki programlarda, çinlinin birisi girsin de yarışmaya, wok içerisinde az kaşarlanmış taşak kebabı, sıçan bacağı, bir de çekirge soslu haşlama kedi eti yedirsin de, ''damak tadıma uygun değildi'' deyin bakalım.