hayatımın belli bir süresini feda mı ettim helal mı ettim bilmiyorum da, burada geçen zamanlarım tatlı ama puslu bir rüya gibi. sanki yağan yağmurun ardından ortalığa bir sis çökmüş de o güzel yağmur görüntülerini sisin altından seçmeye çalışıyormuşum gibi.
o sisi yaratan insanlara, belli bir binaya hala dargınım ama yağmurlu havalarda -artık nadiren de olsa- yeşil vadisine kaçıp 1-2 saat fotoğraf çekip bir kenarda sessizce oturmanın tadı başka yerde yok. belki de oradayken en çok ihtiyacım olan şey bu dinginlikti ama, geç fark ettik işte taşın sert olduğunu...