barack obama ankara'ya gelmiş ve amerika'nın yeni dönemdeki dış politikası hakkında fikirlerini paylaşmak için benimle özel olarak görüşmek istemiş. ben de böyle bir daveti zaten bekliyormuş gibi gidiyorum buluşacağımız kafeye.* adamı önce nazikçe tebrik edip başlıyorum fikirlerimi sıralamaya. normalde akıcı bir ingilizce konuşamamama rağmen rüyada aksanlı aksanlı döktürüyorum düşündüklerimi. sonra aniden ablam çıkıveriyor bir yerlerden ve onu da sevgili dostum barack'la* tanıştırıyorum. ama ablam bu durumdan pek de memnun olmuyor. annemin birdenbire sağır olduğunu ve burda elin adamıyla sohbet edeceğime annemin hastane işleriyle uğraşmam gerektiğini söylüyor bana. barack da, annem yerine ona vakit ayırmamdan ötürü kendini suçlu hissetmiş olacak ki; annemi amerika'da tedavi ettirmeyi teklif ediyor. bense teklifi kibarca reddederek annemi türk hekimlerine emanet edeceğimi söylüyorum ve barack'ı kırgın bir şekilde ardımda bırakarak kafeyi terk ediyorum.