sahte hayatlar yaşamaya çok alıştık internet alemine daldık dalalı.
daimi bir takip edilme hevesiyle kendi özel hayatımızı gözler önüne sermekten büyük bir keyif duyar olduk.
hayatımıza dair ne varsa, paylaşım sitelerinde ayan beyan ortaya döktük ve bu, bizim popülerlik yolundaki en büyük adımımız oldu.
halbuki git gide yalana dönen, sahteliğe meyleden bir yaşam döngüsünde yol alıyorduk, bilemedik.
bir kafede otururken “sıkıldım” desek hiç kimse dönüp bakmazken bize, bu sözü internette bir siteye yazınca onlarca yorum almaktan dolayı göğsümüz kabardı.
500 – 1000 sanal arkadaşımız olunca kendimizi sosyalleşmiş saydık fakat bir sinema filmini yalnız izlemek zorunda kaldığımızda bile o arkadaşların sahteliğinden şüphelenmek aklımıza gelmedi.
işte bu bizim takip edilme, izlenme isteğimizdendir.
bir başka ve daha evvel bir zamana ait olan televizyon ise başka bir yönümüzü ortaya koydu.
başka insanların hayatına olan merak.
televizyonla birlikte, kendi hayatımızı yaşamaktansa, başka insanların yaşadıklarını izlemeye koyulduk büyük bir iştahla. insanların en özeline kadar soktuk burnumuzu, yetmedi eleştirmeye, akıl vermeye bile başladık.
onlar yaşadılar biz izledik.
onların hayatındaki her şeyi merak etmeye başladık.
bir adam hayal kurdu mesela, biz o hayale ondan fazla inandık.
eve gelince ilk iş televizyonu açtık dünyada neler olmuş diye bakmak için.
ama aslında dünyada neler olduğunu, eve gelmeden az evvel kendi gözlerimizle görmekteydik. işte bu da bizim takip etme, izleme isteğimizdendir.
izlemeye, izlenmeye ve gönüllü köleliğinize devam edin... !