ilim demiştim çocuk, tek yol göstericidir. Karanlıktan korkardı
demişsin benim için. Korkardım evet. Bu ulusu boğmak üzere olan
karanlıktan korktum. Ama insaf be çocuk, korkup da kaçmadım ya. Söküp
atmadım mı o karanlığı bu ülkenin üzerinden?
Diktatör demişsin bir de. Hiç okumadın mı çocuk? Nerede benim nesilleri
emanet ettiğim öğretmenler? Anlatmadılar mı sana? Başkomutan olarak
cepheden cepheye koşarken, ülkede hala padişahlık rejimi varken ve bütün kararları tek başıma verebilecekken neden bir meclis kurdum ben çocuk?
Böyle diktatör olur mu?
Ah be çocuğum. Neden ve nasıl düşman ettiler seni bana? Baktım aşktan, sevgiden, aileden bahseden güzel şeyler yazmışsın bugüne kadar. Belli
iyi bir insansın. Çalışkansın, zekisin. Hacıları, hocaları anlarım da
çocuk, seni anlayamıyorum.
Onlar hiç sevmedi beni.
Yüzyıllardır süren iktidarlarını aldım ellerinden. Kara cüppeleri ile
çöktükleri milletin ümüğünden çekip aldım hepsini. Sevmeyecekler beni
elbette çocuk. Peki sen çocuk, sen neden kol kola girdin bu kara
kalplilerle?
Dedim ya çocuk sana değil kızgınlığım. Başaramamışım. Anlatamamışım
demek ki özgürlüğün kıymetini, bağımsız bir ulusun onurlu bir bireyi
olmanın ne büyük bir nimet olduğunu bunca konuşmamda. Yazık olmuş be çocuk.
Onca vatan evladının kanına, onca ananın göz yaşına.Veremem ki şimdi hesabı çocuk, ne o gencecik bedenlere, ne gözü yaşlı annelere. Bu muydu uğruna bizi ölüme gönderdiğin vatan derlerse, bu nesiller miydi ölü evlatlarımızın kanıyla kurduğun ülkeyi emanet ettiğin diye sorarlarsa ne derim ben onlara be çocuk?