gösterime girdiği ilk gün gittim ben bu filme ve henüz ortada bu kadar ön yargı, eleştiri vs yoktu. filmden etkilendim evet çünkü doğduğu şehre duyduğu özlem ile ölen bi ata'm vardı, kudretini gökten indiği sanılan kitaplardan değil, akıldan, bilimden aldığını söyleyen bi ata'm vardı, tıpkı benim gibi senin gibi bizim gibi karanlıkta uyumaktan korkan bi ata'm vardı, tıpkı herkes gibi sevişen, aşık olan, bi kadının kollarında geçirdiği gecenin etkisinde kalan bi ata'm vardı. her şey iyi güzel evet birden bi patlama, aman allahım can dündar linç edilecek, sokakta görseler suratına tükürmekle kalmayıp, kafasını ezecekler sanki. yok dedim bu işte bi gariplik var ben çok dogmatik mi baktım? tabusal mı yaklaştım? 2. kez gittim filme. gözlerimi dört açtım, bütün değer yargılarımı, tabularımı bi kenara koydum başladım izlemeye. izliyorum izliyorum bi bok yok. hani teknik açıdan falan yorum yapmıyorum çünkü zayıftı ama içerik olarak ben eleştirecek bir şey bulamıyorum.
böyle yapa yapa halktan uzaklaştırmadınız mı siz atatürk'ü? asıl mesele o'nu o olduğu için sevmek, her şeye rağmen sevmek değil miydi? yaptığı devrimi korumak için yalnız kalışı çok mu koydu size? eleştirenlere söylüyorum, hani en yakın arkadaşlarını idam sehpasına gönderdi diye eleştirenlere sözüm ; hangi arkadaşlık, hangi ikili ilişki bi ülkenin geleceğinden daha önemlidir, hangi can devrimden daha önceliklidir ya da bi ülkeye duyulan vefa duygusu ne zamandır arkadaşlığın altında eziliyor?