her yıl yeni yaşımın ilk saatlerinde bu başlığa bir şeyler yazardım, bu yıl kendi kendime durup düşünmeye bile vakit bulamadığım için olmadı yazamadım. dokuz gün önce yeni yaşıma girdim. zorluklarla bezeli, hiç olmadığım kadar yoğun olduğum, ölümlerle hastalıklarla sevdiklerimi yitirdiğim, güven algımın da ciddi yaralar aldığı bir yaş geçirdim. kalabalıklarda çok bunaldım, bazen de yalnızlıktan ağladım ama öyle ya da böyle hepsini atlattım ve hala da atlatmaya çalışıyorum. kırık kalbim, kırık ayağım ve kısa süre önce rahmetli olan dedemin başucumda duran bastonuyla yaşamaya devam ediyorum. yürüdüğüm yollarda en büyük destekçim baston, ailem ve arkadaşlarım hariç. artık nesnelere güvenmek yeni yeni insanlara güvenmekten daha makul geliyor. umarım 21 yaşım başladığından daha parlak geçer.
edit: birinin açık oylaması sonucu tekrar okudum bu yazdıklarımı. bu entryi girerken hayatımın ciddi anlamda bok gibi olduğunu düşünüyordum. ancak tüm bunları buraya yazdıktan iki gün sonra babam durup dururken yaşam mücadelesi vermeye başladı ben bunları yazdıktan tam 41 gün sonra ellerimden kayıp gitti. ömrüm boyunca unutamayacağım pasparlak bir yaşım oldu.