Öncelikle laiklik bir devlet rejimi değil,devlet politikasıdır. Yani laiklik ile yönetilen ülke olmaz,laik-seküler devlet yaklaşımlarını uygulayan devlet olur.
Laiklik dinleri yasaklamak üzerine değil aksine herkesin faydalandığı kamu kurumları hariç özgür bırakmak üzerine kurulu özgürlükçü bir yaklaşımdır. Kamu kurumlarında da sadece belirli bir dinin değil bütün dinlerin sembolleri yasaklı olur,resmi bir giyim ve tarafsız bir yaklaşım hakim olur. Bunun da sebebi din düşmanlığı değil aksine devletin herhangi bir dine inananlar veya dinsizler arasında kanun önünde eşit bir yaklaşım sergilediğini göstermektir.
Laikliğin devlet anayasasında yer almadığı ülkeler mevcuttur. Fakat bütün bu ülkelere baktığımızda devletin gelişmemiş olduğunu,gelişmiş olanların ise halklarının yozlaşmış bir hayat sürdükleri görmekteyiz. Öve öve bitiremediğiniz sovyetler Birliği de bu sıkıntıları görmüş ve bu yüzden laik bir yaklaşım sergilemiştir.
Sonuç olarak laikliğin geride kalmış olduğunu savunmak sosyalizm gibi gerici bir ideoloji için bile ilkel bir yaklaşım ve akıl intiharıdır,sosyalist ideolojinin yaklaşımını reddetmektir. Ancak bizi gerici sosyalist yaklaşımlar ilgilendirmez.