bu kavram, özellikle batı kültüründe yer edinmiş insani bir taleptir. temel olarak, hayvanların yaradılışları itibarıyla kendilere özgü olan yaşam tarzlarına insanlar tarafından saygı duyulmasını ilke edinir ve hayvanlara herhangi bir şekilde acı verilmesinin, işkence yapılmasının bir insanlık ayıbı olduğunun, yasalar ve toplum tarafından kabul görmesini amaçlar. avusturyalı bir yazar ve aynı zamanda filozof olan helmut f. kaplan, hemen hemen bütün zamanını verdiği çalışmalarında hayvan hakları ve toplumsal etik arasındaki bağı incelemiş ve bu konuda çok önemli eserler vermiştir.
bir ceşit sivil toplum hareketi olarak beden bulan bu oluşumun bir adım ilerisinde ise hayvan haklarını, kendilerini korumaktan aciz ve bakıma muhtaç insanların hakları ile bir tutan daha kararlı bir tutum vardır. radikal hayvan hakları savunucuları olarak adlandırılan gruplar tarafından temsil edilen bu anlayışa göre, hayvanların gıda kaynağı olarak, hatta yarış ve binek atı dahil olmak üzere hertürlü ahıl, ahır, kümes gibi toplu barınma yerlerinde alıkonulması yasaklanmalıdır. bu grubun temsilcileri vejateryen olarak beslenirler, giysilerinde, ayakkabılarında deri, kürk vb. "hayvan kadavrası" taşımazlar. Yine aynı gruplar deney labratuarlarına gece baskınları düzenler, hayvanları kurtarırlar ya da kesim icin hayvan taşıyan araçların yollarını keserler.
hayvan hakları savunucularının radikalliğin aksine, batı toplumlarında cok daha geniş kitlelerin destek verdiği diğer kavramın adı, "hayvanları koruma" dır. pek çok ülkenin 'hayvanları koruma yasası' olarak yasal güvenceye aldığı bu anlayışa göre, hayvanların gıda kaynagı olarak kesilmesinde, toplu beslenilmesinde etik bir kusur yoktur. ancak hayvanların türlerıne aykırı bir şekide barındırılması, onlara acı verilmesi, kötü muamele yapılması ağır cezalarla yasaklanmıştır. genellikle "hayvanları koruma dernekleri" adı altında örgütlenen bu anlayışın temsilcileri, devletin ve medyanın da desteği ile toplumsal duyarlığın gelişmesinde, koruma yasasının sınırlarının hayvanlar lehinde genişletilmesinde cok önemli bir etkinliğe sahiptirler.
insan haklarının genişlemesi, açlığın, işkencenin sona ermesi yönünde giderek yükselen insana dair değerlerimiz ve taleplerimizin hayvanları dışlaması büyük bir çelişkidir. hayvan sevgisi deyince aklına mangalda pirzoladan başka bir şey gelmeyen bir elemanın, insan haklarına övgüler düzmesi ne kadar inandırıcı olabilir ki?