enteresan bir durum. beyzbol oynanmayan bir ülkeyiz. ama buna rağmen beyzbola gönülden bağlıyız. "la la oğlum zopayla dopa vuruyorlar, sonra koşuyorlar"dan ileri gitmeyen beyzbol bilgisi ile büyülenmiş şekilde ekrana bakarız. acaip bir muammadır.
ya tabi, türk film endüstrisi dünya üzerinde bir hegomonya kursaydı, romantik-komedi filmlerinde hugh grant'in muadili tamer karadağlı belki de yağlı güreş yapacaktı. sevgilisini deve güreşlerine götürecekti.
yok yok, beyzbol daha iyi. kültür mültür emperyalizmi ama hiç bir görüntü de, yöresel kıyafet giymiş tamer karadağlı'dan daha kötü değil.