mustafa

entry340 galeri video1
    136.
  1. Atatürk'ü ayyaş, kadın düşkünü, aciz, dinsiz ve en yakın arkadaşlarını gözünü bile kırpmadan astrabilecek bir dikdatör olarak gösteren bir çıkar filmi. Can Dündar'ın huyudur sağolsun. O dönem ülkenin başında kim varsa ona göre filmlerini yapar. Özellikle filmin 2. yarısına dikkat edilmedilir. Zira dündar o şuh sesiyle çaktırmadan Atatürk'ü suçlar laflar söyler anlamazsınız bile. Atatürk'ün manevi kızı, en yakın arkadaşları ve türlü belgeler filmdeki bu sahnelerin gerçeklikten uzak olduğunu söyleyen yazılar yazmışlardır zaten. Tabi biz çok (sözümona) Atatürk'çü bir millet olduğumuz için adı bile geçen herşeyi izlemeden etmeden koşulsuz kabul ediyoruz. Ancak filmin gerçek Atatürk ile yakından uzaktan alakası yok. izleyin eminimki hak vereceksiniz. Bende dikkatimi çeken birkaç şeyi açıklamak isterim:
    + Filmde Atatürk'ün zamanında gittiği mahalle mektebindeki Kaymak
    Hafız'dan dayak yediği gerekçesiyle halifeliği kaldırdığı (sanki bir kin tutuyormuş gibi) söyleniyor.
    + Atatürk küçükken gidecek bir yeri olmadığı için yurtsuz kaldığı için "kendine bir yurt kurdu" ifadesi fragmanda dahi yer alıyor. ilk başta ee ne var bunda? gibi gözüksede işin aslı öyle değil. Atatürk sanki güç simgelemek istiyorda sadece kendi için tek başına bir yurt kurmuş gibi gösteriliyor. Halbuki Atatürk vatanın ve milletin halini gördükten sonra (aldığı eğitimler ve gördüğü refah toplumlar dolayısıyla) buna bir dur diyerek birçok insanla kurtuluş mücadelesi başlatıyor. Yani bu kendine bir yurt kurma meselesi değil "Atatürk önderliğinde halkın kurtuluş mücadelesi" idi.
    + Atatürk'ün içki içiyor olması ikinci yarıda her dakika vurgulanıyor ve abartılıyor. Filmde hep bir içki masasında Atatürk birilerini etrafına toplamış müzikli eğlence yapıyormuş gibi gösteriliyor. Oysaki o yemeklerde siyaset, halkın geleceği, yenilikler konuşulurdu ve masanın karşısındada hep bir kara tahta bulunurdu. insanlar bu kara tahtada fikirlerini paylaşır ve bilgi alışverişleri yapılırdı.
    + Filmde Ata'nın dininin göstermelik olduğuna dair ibareler var. Ve yanılmıyorsam o dönemde halkın tepkisini çekmemek için dinin yanındaymış gibi bir ibarede bulunuyor açık açık söylenmesede (ki akıllı bir insan bunu gayet rahat görebilir)... Halbuki o filmdede geçtiği gibi meclisi Kur-anı Kerim'le açtırmış birisidir. Ayrıca meclisdeki binbaşı ve aynı zamanda hafız olan Mehmet Emin, Atatürk'ün dinine bağlı olduğunu şehitler için her zaman (kendi cebinden verdiği parayla) Yasin okuttuğunu, cenaze gibi günlerde meclise ince saz eğlence ekibini gettirmediğini, çoğu günler yanına çağırttırıp peygamberimizin doğumunun anlatıldığı bölümü çok sevdiği için okuttuğunu, Kuran dinlerken tamamen aklını Kuran'a verdiğini ve çoğu kez dalarak sessizce dinlediğini söyler.
    + Sürekli vurgulanan yalnızlık duygusuda başka birşey tabi. Hepimiz kendimizi zaman zaman yalnız hissederiz zaten ama filmde bu böyle değil. Ata'nnı manevi kızı Ülkü Adatepe Atatürk'ün hiçte yalnız olmadığını yanında her zaman sevdiği insanlar bulunduğunu söylüyor. Zaten yalnızda olsa bunun bu kadar acizleştirilmesine ve bu kadar yer verilmesine bir anlam veremedim.
    Anlayacağınız filmi milliyetçi duygularımıza kapılarak izlersek ve bu adam ne diyosa doğrudur dersek Ata'mızın kemiklerini sızlatmış oluruz. Tabiki önyargılıda izlenmemeli ama lütfen bu kadar terörün olduğu bir dönemde bu medya terörünede alet olmayalım. Çünkü bu ülkede hiçbirşey göründüğü gibi değil!
    2 ...