zaten can dündar belgeselini yaptığı insanların sevenlerinin bozulmaması için çok eleştirel bir hava vermez. o sebeple herkes onun belgesellerini sever. fakat mustafa belgeselinde şunu yapmış; soru işareti yaratmak istediği yerleri sağlam olmayan bir ifadeyle anlatmış ve bilinen sebepleri güçlü bir şekilde vermeyerek ayrıca o ihtilaflı konuyu anlatmayı bitirdikten sonra bekleyerek insanların kafasında soru işareti kalmasını sağlamıştır. mesela bunu yunanlıların ankara yakınlarına gelip sonra püskürtülmesi meselesinde yapmıştır. birşey demiyor ama anlatım orada bir soru işareti sinyali veriyor. çünkü yunanlılar sebepsiz yere geri çekildiler gibi bir anlatım var. çünkü geri çekilmeye sebep bildirilmemiş. gerçekten bir soru işareti var anlamında söylemiyorum. ama anlatımın bunu verdiği açık. anlatılmayan şeylerle kendince bir konsept oluşturulmuş. ayrıca atatürk'ün her zaman elinde güçlü yetkiler olmasına rağmen onu canı sıkılan bir emekli memur formatında göstermek gibi bir durum da görülmüyor değil. o biraz yavan durmuş açıkçası. ayrıca türkiye'de yapılanları yabancı gazetelerden okuyarak yorumlaması pek doğru bir yaklaşım değil. çünkü o gazetelerde kurtuluş savaşının kuyruk acısıyla kin kusanlar olmuş. meseleye romantizm katmak için atatürk'ü yalnız göstermesi de abartılı olmuş. böyle bir adamın yalnız olması imkansız. çünkü eski dostlarını suikast davası olmasına rağmen affetmiş. ismetle bile küs değiller. sanırım yalnızlık meselesi biraz can dündar'ın kendi romantik havasından ve ayrıca kuru bir anlatım olmasın isteğinden kaynaklanıyor. çünkü acıma duygusu ile seyretmek seyircinin belgeseli beğenmesine sebebiyet verir. seyredenlerin bir insan olarak atatürk'ü gördük demeleri bu yüzden sanırım.