can dündar'ın sarı zeybekteki başarıyı yakalaması biraz zor görünen yeni belgesel çalışması. bu durumun başlıca sebebi sarı zeybek'in ata'nın son 300 gününü
konu alması ve mustafa'da bir ömrün neredeyse aynı sürelik bir belgesele sığdırılmaya çalışılması kanımca. belgeselde atatürk'ün trablusgarp savaşında
sol gözünün yaralanması sebebiyle sol gözünün kör olduğu ima ediliyor ya da ben öyle anladım; fakat tam iyileşmeden balkan savaşına katıldı denmekle yetiniliyor,
yani gözü açıldı mı açılmadı mı tam çıkaramıyorsunuz. yine atatürkün türk devrimini gerçekleştirirken toplumsal yaşamı dinden uzaklaştırmaya çalışırken
adımları atasında en büyük etkenin kendisinin dine olan soğukluğu şeklinde lanse edilmiş yapımda, zaten türkcell dinin toplum hayatından çıkarılmasına
ilişkin bölümlerin fazlalığından ötürü sponsorluğunu çekmiş belgeselden ve bunu da açıklamış can dündar milliyetteki yazısında.
(bkz: türkcell in mustafadan sponsoru olmayışı üzerine can dündar ın yazısı)
eğer yüz yılın aşkları belgeselini izlemişseniz ya da kitabını okumuşsanız mustafa kemal'in özel hayatındaki kadınlar ile ilgili olan can dündar incelemelerinin
aynısını daraltılmış biçimde bu belgeselde de bulacaksınız. son kısımlarında ise yine cepten yemiş can dündar ve sarı zeybek belgeseli için elde ettiği
materyallerden yararlanıp bir son hazırlamış yapıma. kendisine alınan yatın onun için milyon dolarlık bir oyuncak olduğunu neredeyse sarı zeybekte kullandığı
cümlelerle aynı üslupta dile getirmiş.
pek çok kullanılmayan fotonun (pek bilinmeyen de) gün ışığına çıkması ve atanın not defterinden yazıların paylaşılması hoş detaylardan.
müziklerini goran bregovic'in yaptığı belgeselde şöyle goran bregovic'e ait akılda kalır bir müzik de duyduğumu hatırlayamıyorum, ancak soundtrack albumunu
dinlemeden bir şey demek mümkün olmaz, zira can dündar sürekli konuştuğundan altta kaynamış olabilir müzikler. bununla birlikte münur nurettin selçuk'un
okuduğu gazel filme çok yakışmış ve tam da yerine yerleştirilmiş. ayrıca ney eşliğinde söylenen bir fırtına tuttu bizi deryaya kardı türküsünün melodiside
selanik özlemi ile birebir örtüşmüş.. o parçanın kaydı sırasında can dündar'ın yanında bulunan yakın arkadaşımdan öğrendiğime göre o bölümü okuyan can
dündar'ın kameramanıymış ve okunan sözler parçanın bilinmeyen kıtaları değil de yine o kameramanın yazdığı dizelermiş.
kısacası yüz yılın aşkları ve sarı zeybek belgesellerinin epeyi bir minimalleştirilmiş ve önemli bir bölümünü oluşturacak şekilde kullanıldığı bu belgesel
atatürk'ün toplum hayatını dinden soyutlayışı üzerine can dündar'ın kamu oyuna sunduğu veriler ve gençlik dönemine ilişkin bir kaç anı ve yaşanmışlıktan
başka farklı bir şeyler sunmuyor yeni bir şey izleyene. ama yine de can dündar sevenlerin izlemesi gereken bir yapım. bir çok kişinin dediği gibi sarı
zeybek'i yapan can dündar o zaman atatürkçüydü de mustafa'yı yaparken hiç böyle görünmüyor gibi bir eleştiriyi haketmiyor belgesel çünkü bir insanın zaaflarını
göstermek o insanı sevmemek ya da desteklememek değildir. dost acı söyler sözü belki de can dündar'ı objektif olmaya itip bu kadar abartısız bir yapım
ortaya koyması konusunda kendisini mahmuzlamış.