kimse kimseyi asgari ölçüde dahi sevmediği, buna gayret etmediği, anlamaya çalışmadığı, kendinden ötesini görmediği, diğerlerinin hassasiyetlerini bir zahmet kendininkilerden ayırt edemediği için bu bölük pörçük hâldeyiz.
sevgiyi; "karşıdaki istediğimiz gibi olsun, istediğimiz an istediğimiz şeyi versin, bizim gibi düşünsün, salla başını al maaşını tavrını benimsesin, kusurlarımızı söylemesin, haddimizi bilmediğimizde bildirmesin; her söylediğimizi doğru anlasın, her söylediğini yanlış anladığımızı çaktırmasın, bir tartışma olduğunda alttan alan, arayan, soran hep o olsun" durumlarında hissediyorsak, o hissettiğimiz şey sevgi değildir hanımlar beyler.
bu tür ilişkiler sevgiyle değil, pamuk ipliğiyle bağlıdır. çabuk kopmasının sebebi budur.
sevip sevmediğimizi şuradan anlayabiliriz: birinden ne sadır olursa olsun, yani onda hangi davranışı görürsek görelim, hakkında hüsnüzandan ayrılmıyorsak, hakkında iyi düşünmeye devam ediyorsak, müjde, o sevgidir! ve her sevgi ilişkisi bu imtihandan binlerce kez geçer.