dedenin ölmesi

entry322 galeri
    56.
  1. kendi $arabini kendi yapan bir adami kaybetmektir benim icin.. elbet bundan fazladir. bundan otedir.

    $oyledir :

    babam ekonomik ozgurlugunu kazanana ve kendi tirnaklarıyla bir yere gelene; ba$larda, televizyon masasi olarak bir kucuk sehpayi kullandigimiz bir ev alana kadar, dedemlerle birlikte onlarin mustakil evinde ya$iyorduk. huysuz ve kendi halinde bir ihtiyardi dedem. eli sikiydi. sevgisini gostermeyi otorite kaybi olarak tanimladigindan babama da hep soguktu. yani ben o zamana dek bir sicak gulumseyi$ini, bir sirtini sivazlaya$ini gormemi$im. altili bultenlerinden olu$an ve kilerde duran bir ar$ivi vardi son animsadigim. bir kez kari$tiriyordum. bagirmi$ti.

    genelde kadim dostlariyla kiraathanede vakit olduren o mavi gozlu dev adam, aslinda icinde miniminnacik bir cocuk ta$iyor gibi geliyordu bana. hani olay orgusu geregi bu hep boyledir, tezatlar konuyu daha da albenili bir hale getirir, sosu olur.. ama farkliydi bu. arttirdigi zamanlarindan birinde benimle ucurtma bile ucurmu$tu.. tahtaya sarilan bobindeki ip azaldıkca ucurtma daha da gokyuzune yakla$iyor, dedemin iri mavi gozleri gokyuzunun o sonsuz mavisiyle daha da karı$ıyor, cocuklugum in$aatini tamamliyor, mutlaniyordum. bana ayirdigi bu kisa zamanlar dahi mutlu olmama yetiyordu. eglenceliydi i$te : kendinden takribi 60 ya$ buyuk bir adamla dam'a cikip ucurtma ucurmak, sana yaptigi sapanla vurdugun ku$lari yemek, gerektiginde literal bir vah$etle donanmak tabii ki, o ku$larin zarif goguslerini guclu elleriyle yirtan bir adamin gozlerindeki cocugu gormek, "seninle gulhane parki'na gidelim bir gun.." dediginde yanaklarindaki anlik, ucucu kizartiyi asla unutamamak, bulgaristan'da avdayken bir va$ak tarafindan saldiriya ugradigini ogrendiginde $oke olmak ve bunlari yazarken aslinda o zamanlar bunlari duyumsayamadigini/hissedemedigini farkedince buyudugunu anlamak.. zor(du).

    gecen zamanla degi$en zamanin harmaninda ben ortaokula geliyordum. dedemin evde istirahatte oldugunu, hasta oldugunu, hastaliga direnmesi icin moralinin yuksek olmasi gerektigini, cunku cevreden gelen en kucuk bir gurultuye ya da sese dahi buyuk tepkiler verdigini, i$in asli; yolun sonuna geldigini biliyordum. aslinda siz bilmezsiniz de hissedersiniz ya, oyle. baba evde mutsuzdur, zaman zaman gozleri nemlenir, ruhu daralir; anne susar, bir cay daha koyar kendine, baba bir bira daha acar, kizkarde$ arka odada uyur, sen televizyona bakiyormu$ numarasiyla, bedbin bir ruh giysisi icinde cevreyi suzer ve duygularini bu minvalde yorungelendirirsin ya.. oyleydi. "herkesin bir derdi var durur icerisinde" dememi$ti henuz volkan konak. aylardan burukluktu, yillardan uzuntu, gunlerden repligi bozuk bir per$embe. ama bu kadar kotu degildi..

    hastaligin tam te$hisinin konmasindan sonraki zamanlar en zor gecenlerdi. baba, her gun ba$ka bir yerden ilaclar, igneler, sute benzer renkte tampon etkili likit iyile$tiriciler ta$iyordu. sakinle$tiriciyi de kendine saklıyordu $uphesiz.. yakalanmi$ti. ben, sus'uyordum. gozlerim susuyordu. gozlerime su veremiyordum. nihai son yakla$iyordu ve caresiz bekleyi$ herkesi yiyordu. elden gelen her $eyin yapilmi$ olmasi, "en azından denedik"den daha fenaydi da, bana hep olmayacak, olamayacak gibi gelen olaylarin olabilirligine inanmaya ba$ladigim yillardi. buyumek, acilarin yatay toplami..

    velhasil; yine repligi bozuk bir per$embe sabahi annem tarafindan kaldirildigimda ve yuzume carpan "hadi kalk babaannenlere gidiyoruz!"u duydugumda anlami$tim. babam yoktu; coktan gitmi$ti. coktandir biliyordu. bekliyordu. ben uniformalarimi giyip okula gidecegim sanirken, aciyla giyindirilip babaannemlere goturuluyordum. o iki katli mustakil ev, o merdivenlerinde ne$'e ve sevinc ko$an konak, o tum hisim akrabanin geli$iyle $enlenen cizbiz ak$amlarinda tek bir agizdan soylenen $arkilarla bezenen guzelim ev, metruk bir istasyon peronunun ta$ soguklugu ile kaplanmi$ti.. kuran okuyan bir kadinin sesi, gozya$i jakuzisindeki ziyaretcilerin bogumlu hickiriklarina kari$iyor; ruhum alabora oluyor, babaannem bir ko$ede teselli ediliyor, yarim asri payla$tigi o kocaman adamin kemikleri belli, kadidi cikmi$ vucudunun sarildigi beyaz ortunun uzerine konmu$ ekmek bicaginin, sanki yuregine saplandigini di$ cevreye belli etmemeye cali$irmi$casina yemenisini suretine suruyor ve belli belirsiz cumleler sayikliyordu.

    ben, amca oglu, hala ogullari falan alt katta bir odaya kendimizi kitlemi$, huzun senfonisinin requeim'ini yureklerimizde hissediyor olmanin acisini birbirimizden saklamaya cali$iyor, ba$arisiz oluyor, sanki hicbir $ey olmami$, sanki dedemiz olmemi$, sanki yine bize hikayeler anlatacakmi$ gibi hararetli gozlerle etrafa bakiyorduk. o an, yarim saatten fazla bir suredir gozleri acik bicimde halidaki desenleri suzen amcamin oglunun gozlerinden bir damla ya$ suzuldugunu farkettim. tum cesaretim kirildi, tum bardaklar ve kemikle$mi$ sabrim kirildi..
    cunku boyle ogretilmi$ti bize, cenazenin bir yerinde aglanmaliydi. kucuk cocuklar gozya$larindan mezar yapmayi ogrendiklerinde birey olurlardi.. sonrasi onemsizdi..
    sonrasi mi? sonrasinda sadece gomuldu dedem. herkes gozlerini kaparken, herkes gozlerini kacirip hayattan fidye isterken ben, birini gordum o gun.

    ...o gun, babasinin mezarina toprak atarken olen bir adam gordum;

    babamdi.
    5 ...