bazı coğrafyaların kendilerine ait sembolleri vardır.
eskiden milletler kahramanlarını kendilerine sembol olarak seçermiş, o yüzden belli bazı kahramanlıklar yüceltilip destan haline efsane haline getirilir, milletler bunlardan güç sağlarmış.
şimdi bazıları dinin bu gücü sağladığını düşünür ama din genelde hep çaresizlik anında insanlara gereken gücü verir, eski çağlarda insana savaşacak enerjiyi, kudreti ve şevki ise kahramanları verirmiş.
nitekim bir müddet sonra kahramanlar fazlasıyla efsaneleştirildiğinden, kahramana insanüstü bir nitelik vermek de moda haline gelir olmuş. o yüzden milletler kendilerine güç hayvanları seçmeye başlamışlar. çinliler kaplan-ejderha, japonlar ejderha, türkler kurt, slavlar ayı gibi hayvanları kendilerine sembol olarak seçmiş ve onlardan güç almaya başlamışlardır.
modern dünyada da durum pek farklı değil, dinler hala insana manevi bir güç sağlıyor ancak aynı dine sahip binlerce millet birbirleri ile savaşıyor, o yüzden artık insanlarda dinden daha farklı bir ateşleme mekanizması gerekiyor, artık eskisi gibi güç hayvanı modası da kalmadı çünkü insan ürettiği aletlerle insanüstü olmayı zaten keşfetmiş durumda. yine meydan kahramanlara kalıyor...
türkiye'nin atatürkü, ingilterenin winston churchill'i, amerika'nın georghe washington'u, çinlilerin mao'su, ruslar'ın lenin'i, fransızların napolyon'u, libya'nın ömer muhtar'ı, yani anlayacağınız var oğlu varı bulunuyor, ve her bir millet kahramanlarına büyük bir saygı besliyor...
ancak atatürk bu noktada diğer kahramanlardan biraz ayrılıyor, winston churchill ingiltere'de başarısız bir siyasi yaşama artılarla eksilerle dolu bir askeri stratejiye sahip bir devlet adamı olarak karşımıza çıkıyor, çanakkalede yenilmiş olmasına rağmen 2. dünya savaşından ülkesini galip çıkarması, ingilizlerin gözünde onu kahraman haline getiriyor. ancak winston churchill asker olarak sadece karşımızda, mao ve lenin ise askerlik yerine direnişleri ve devrimleri ile kahraman olmuşlar, ama washington napolyon ve ömer muhtar gibileri ise askerlikleri ile kahraman.
atatürk ise hem askeri kariyeri, hem de devlet adamı olarak yepyeni bir ülke kurması hayat vermesiyle kahramanlıkten çok bu ülke için gerçek bir sembol olmuş durumda. atatürk öyle tapınılan bir simge değil ama bu ülkede gerektiğinde arzunun nasıl taşları yerinden oynatabildiğine örnek bir simge atatürk, o yüzden bizim için kahramandan da öte bir konumda.
yani kimsenin dininden veye metafiziksel inanışı her ne ise, ateist inanışlardan da olsa, inanışından vazgeçtiği bunun yerine atatürk'e tapındığı yok, onun yerine atatürk kişiye bu toprağa ait olma bilincini, müslüman kimliğinin dışında anadolulu olma türk olma zamanında emperyalistlere karşı boğun eğmeyen bir kişi olma kimliğini kazandırıyor. bu kimliğe saygı duymak, korumak, laf ettirmemek, hayatta sürekli önceliklerin başına koymak, tapınmak değildir.
eğer bunu yapan kişilere yani benim gibi kişilere atatürk'e tapıyor gözüyle bakılıyorsa, şunu diyebilirim ki, eşekliğin lüzumu yok. akıl mantık vermiş Allah biraz da kullanın.