"Al-djumelli*dostum,bana şu gliserini bulun,bulacağına eminim, çünkü bulamazsan ölecek. Eğer o ölürse,bu dönen tüm dünyanın hikayesini yeniden paketleyebilir, sökebilirler, tüm yıldızları indirebilirler, sonra tüm göğü rulo gibi sarıp, römorku olan bir kamyona koyabilirler,herşeyi söndürebilirler,her zaman taptığım güneşinm o muhteşem ışığını söndürebilirler. güneşi neden bu kadar çok seviyorum biliyor musun?Çünkü güneş ışığı Vittoria'yı aydınlattığı zaman ona bayılıyorum. işte böyle gelip herşeyi toplayabilirler, halıları, sütunları, evleri, kumu, rüzgarı, gülleri, kurbağaları, olgun kavunları, dolu yağmurları, akşam üzerlerini, mayısı, haziranı, temmuzu, fesleğeni, arıları, denizi, kabakları...Al-Djumelli, bana şu gliserinin tarifini bul, bul şunu lütfen"
Yalnızca Bağdat'ta geçen bu bölüm için dahi izlenmeye değer bir film Al-Djumelli ise ayrı bir hikaye barındırıyor kendi içinde:
"gençliğinde çok aşık olduğu bir kadınla evlenmiş.Evliliğinin üstünden bir süre geçmiş, kendisi savaştayken bir mektup almış. Karısının çiçek hastalığına yakalandığını ve bir daha düzelmemek üzere şekilsizleştiğini öğrenmiş. haberi aldığı anda Al-Djumelli gözlerinin ağrıdığını söylemiş. sonra da kör oldum demiş. ve 12 yıl sonra, karısı öldüğünde Al-djumelli gözlerini açmış. "