son zamanlarda iyice belgesel seyretmeye daldım. ezelden beri hep belgesellerde fikirleri sorulan kitap gibi adamlara gıpta ediyordum ama son seyrettiğim belgesel serisi "planets" ile artık zaptedemeyeceğim seviyelere ulaştı bu kıskançlık hissiyatı.
misal dünya ile ilgili belgesellerde o kadar belirgin değildi aslında bu durum. arkeologlar, biyologlar falan konuşurlar o belgesellerde. yeryüzü ile, hayvanlar ile ilgili bilgiler verirler. seyrederken de dersin ki "vay be kitap gibi adamlar" ama o kadar. o seyrettiğin kişinin zekasını ortaya seren bi şeyden ziyade araştırmacı kişiliklerine, çalışkanlıklarına, azimlerine falan hayran olursun en fazla. kısaca inekliklerine yani. bu da dipte derinde kalır bi histir.
ama ne zaman ki seyrettiğin bilimadamları fizikçiler falan olur, işte o zaman adamların ne kadar zeki oldukları kör gözüne parmağım sokulur. örnek verelim.
planets'ın son bölümünde bizim güneş sistemimizin dışında bi gezegen var mı yok mu diye araştırma yapan bilimadamları görüyoruz. yalnız bu kadar uzak noktaları gösterebilecek teleskoplarımız olmadığı için araştırmalarını farklı bi şekilde yürütüyor bu adamlar.
diyorlar ki, evet gezegen göremiyoruz ama bi sürü yıldız görüyoruz ve bu yıldızları inceliyoruz. ee.. şimdi bi yıldız etrafında bi gezegen dönüyorsa bu yıldızın hareketindeki wabble (kımıldanma, dönme) hareketlerine bakacağız. eğer bi yıldız böyle hareket ediyorsa etrafında dönen bi gezegen vardır diyebiliriz.
güzelmiş diyoruz ama adamlar burada durmuyorlar. belgeselin çekiliş tarihi (1999) itibariyle on beş tane farklı gezegen bu yöntemle belirlenmiş. yine de bu gezegenler teleskopla görülemedikleri için gezegen oldukları üstüne yüzde yüz kesinlik yok. yine de büyük olasılıkla bunlar gezegendir diyorlar. neyse.. şimdi de bu gezegenlerin atmosferlerinin kimyasal yapılarını araştıracağız diyorlar.
ha???? yahu görmediğiniz gezegenin atmosferini nasıl inceleyeceksiniz. cevap olarak şey diyorlar, şimdi biz yıldızdan bize gelen ışığı inceleyebiliyoruz değil mi.. ee.. şimdi bunun etrafında bi gezegen dönüyorsa o gezegen tam yıldızla aramıza mutlaka girecektir. bu anda yıldızdan gelen rüzgar gezegenin atmosferiyle etkileşime geçip tam bize doğru bi kuyruk oluşturacaktır. işte bu anda bize gelen ışıkta değişimler olacaktır. spektrumda bu farklı ışığı inceleyerek nasıl bi atmosferle etkileşime girdiğini tahmin edebileceğiz.
höööööhhhh... siz kimsiniz kardeşim. nasıl bu şeyleri akıl edebiliyorsunuz. beş on iq daha fazlanız var diye nasıl bu kadar zeki olabiliyorsunuz. ben burada ancak biraz da asistan kıyağıyla mat 102'yi kaçıncı alışta geçebiliyorum, siz nasıl iq dağının zirvesinden sanki bize nanik yapar gibi dalganızı geçebiliyorsunuz. haktan reva mıdır lan bu..
daha beter koyanı bu belgesellerdeki heriflere ve kadınlara hayranlık ve kıskançlıkla baktıktan sonra buraya gelip bırak dağın eteklerinde, dağın altındaki dwarf'lar gibi yaşayan kitlenin siyasi saçmalamalarını görmek zorunda kalmak. beterin beteri varmış deyip biraz avunabiliyoruz belki ama koyuyor işte, koyuyor ulan.