Liranın faizi yüzde 700'ü gördü. Bu liraya olan güvensizliğin göstergesi. Şimdi kapitalistler tahvil gibi devlet varlıklarını satacak, borsa düşecek ve dolar yine artışa geçecek. MB'nin finansal araçları da kapitalistlerce kontrol edildiği için, olan biten sadece burjuvazinin hangi katmanının ne kadar kazanacağı üzerine bir paylaşım. Liberal ekonomi-politikçiler de reformlardan bahsediyor, çünkü dalgalı kur rejimini savunup kurun dalgalanmasından şikayet ediyorlar. Sabit kur rejimi de şeytani totaliterliği, ''kumanda ekonomisi''ni, hatta sosyalizmi andırdığı için işin içinden çıkamıyorlar ve halkı aldatmakla süre dolduruyorlar. Türkiye'nin atması gereken adımlar belli, sabit kura geçiş, dış ticaret tekeli kurulması, vergide sınıf hiyerarşisinin kaldırılması, kredi kaynaklarının kamulaştırılması, bütün bankaların işlemleri devlet tarafından kontrol edilecek tek bir banka halinde birleşmesi veya bankaların ulusallaştırılması, en büyük servetli ve en stratejik sahalardaki tekelci kapitalist grupların ulusallaştırılması ve işçi denetimi vb. Bunlar liberallerin de faşistlerin de, bugün halkın yokluğundan ve bilgisizliğinden faydalanarak siyaset sahnesinde at koşturanlarının hiçbirinin de elinin uzanamayacağı gerçek reformlar. Belediye başkanlıklarının ve meclis üyeliklerinin koltuklarını eskitme mücadelesinden daha kutsal ve zorunlu bir mücadele. Bunun amacı Türkiye'yi kendini savunabilecek ve ileri atılabilecek hale getirmek, eski olan her şeyi devrimcilikle süpürmek, ülkeyi ekonomik bakımdan canlandırmak, yenileştirmektir. Bu da ancak proleter ve emekçi kitlelerinin birleşik ve kitlesel devrimi ile girişimciliği sayesinde olur. Emperyalizmin mengenesindeki ülkeyi ve halkımızı ancak kapitalistlerden kesin bir kopma kurtarabilir. Seçim şu: karnın sırtına yapışarak yerde sürünmek ya da daha üstün bir üretim biçimine ve mülkiyet sistemine geçebilmek için devrimci saflarda gerekli sloganları edinip ayaklanmak.