masonları az çok tanırım. anlarım. bu konuda erk yada bilir kişi olmamakla beraber düşüncem şöyle. biraz da haddim olmayarak empati yapıyorum.
güçlü masonlar zamanında selanikte enver cemal talat üçlüsünü sahaya sürüp ittihat ve terakkiyi aydınlanmacı, rönesans sonrası avrupa literatürüne hakim, insan hak ve eşitliğini savunan ve bunu istanbul merkezli uyarlamaya girişen jön türkler akımını desteklemiştir.
menfi çıkarları ve doğru istihbarata yakın olmak için mustafa kemal bu localara ve ittihat ve terakkiye yakın dursa da
1-onlar tarafından benimsenmemiştir.
2-onları benimseyememiştir.
zira bunun kaybı veya getirisi mustafa kemal için fazla denge değiştirici değildir. çünkü adam zaten masonların tüm felsefi literatürüne hakimdir ve sahip olduğu alt yapı sadece kendisine ve milletine güvenmesinden dolayı daha ayakları yere basan, rasyonel ve hatası telafi olmayacak fikirlere sahip olmasına neden olmuştur.
enver cemal talat üçlüsü gibi güç sarhoşluğuna kapılmamış, haybeden arkasında bulduğu dış destekle fantastik hayallere kapılmamıştır.
cumhuriyet sonrası yaptığı devrimlerde fransız özgürlükçülüğünü ve alman ekonomik fikirlerini ne kadar iyi anladığını, devlet yapısını, sosyal ve ekonomik kalkınmayı, adalet ve eşitliğin temel yasalarını ve taa aristoya dayandırılabilecek (benim nacizane bilgimle, belki daha da eskiye ve daha geniş kapsamlı) adımlar atmasından anlayabiliyoruz.
bu noktada atatürk ün mason olup olmaması pek de bi önem arz etmez. ziyadesiyle çok daha yüksek bir mertebededir. içinde olup olmaması pek bir şeyi değiştirmez ki şahsi fikrim bu düşünceler doğrultusunda içinde olmaya tenezzül dahi etmeyeceği yönünde.
kapatılması konusu ise daha geniş kapsamlı ele alınmalı. şükrü beyle önceden haber gönderdiğini biliyorum. bir bildiği vardır heralde. dönemin şartlarını bilmiyorum.