politik ve siyasal etkinliği tartışılabilir, lakin; beyefendiliği, gösterişten uzak sadeliği, saraylar katlar yatlar edinebilecekken kıytırık bir ford transit minibüsü mobil ofise dönüştürüp makam aracı diye kullanması... bunlar türkiye’nin alışageldiği otorite seviciliğinin kaldıramayacağı idealist temsil anlayışıydı. gel gör ki, ülkemizde muteber siyasetçi/bürokrat; önünde el pençe durulan idarecilerdir. karaoğlan bizim neyimize? biz sert seviyoruz çünkü. bir diğer konu, ekonomi. eğer bugün bu ülkede milyonlar dış güçler zırvasına inanabiliyorsa, o zamanlar karaoğlan misliyle bu baskılara maruz kalmıştır. hem de öyle dışardan, endirekt yollarla nüfuz etmeye çalışan değil, bizzat abd tarafından resmen finanse edilen özel harp dairesi marifetiyle. kendisine iletilen suikast istihbaratına rağmen, koruma ordusu olmadan adım bile atmayanlara inat, elini kolunu sallayarak taksim mitingini yaptı binlerle beraber. kontrgerilla meselesine girmeye bile gerek yok.
demem o ki, elbette tartışılacak eleştirilecek pek çok konu var. ancak her hadiseyi kendi sürecinde, kendi gerçekleri ve şartları çerçevesinde değerlendirmek gerek. yoksa kimseye methiyeler dizmek gibi bir derdim yok. ama şimdikilerle mukayese edecek olursam; ......