leo huberman'ın klasikleşmiş eseri, Türkçe çevirisiyle Feodal Toplumdan Yirminci Yüzyıla.
avrupa siyasal tarihini, ekonomi ile bağıntılı ifade eden huberman, orta çağdan 20.yy ortasına değin, yalın bir dille yazdığı bu eserinde temel bir iddia olarak, iktisat kuramı olmadan tarihin anlaşılamayacağı ve tarihi bağlamından soyutlanmış bir iktisat kuramının anlamını yitireceğini savunmaktadır.
Tarihsel bağlamından koparıldığında ekonomi teorileri özellikle konuya aşinalığı olmayan insanlar için oldukça karmaşık ve anlaşılması güçtür. Başka bir açıdan bakıldığında ise tarih toplumların ekonomik süreçlerinden bağımsız incelemeye çalışıldığında çoğunlukla okuyana pek bir şey ifade etmeyen iktidar mücadeleleri, taht değişimleri ve savaşlardan ibarettir. Elbette bu savaş ve taht değişimlerinin o toplum hakkında bize söylediği bir şeyler var yok değil. Ama bu sıkıcı tarih anlatımı altında toplumu esas oluşturan köylüler, nalburlar, devrimler kralların görkemli taçları altında görmezden gelinir, toplumsal olayların anlaşılması sekteye uğrar. Şarlken'in mi yoksa I.Fransuva'nın mı kutsal roma imparatoru olacağını Şarlken'e verdiği ödünç paralarla belirleyen alman bankeri jakob fugger klasik tarih anlatımında neredeyse pek geçmez ama iktidarı belirleyen, devrimleri yönlendiren neredeyse her zaman fuggerler ve onların çıkarlarıdır aslında. Kitap özellikle feodal Toplumdan kapitalist topluma geçiş sürecini çok güzel anlatmış.
kitaba getirdiğim tek eleştiri, sosyalizme aşırı romantik yaklaşması olabilir, bunu da huberman'ın yazmış olduğu döneme bakarsak bir nebze olsun anlayabiliriz.
iletişim yayınlarında, murat belgenin çevirisi gayet güzel, konuya meraklıları için tavsiye ederim.
kitaptan;
devrim (1789-1799) bitince fransa'da politik iktidarı kazanan burjuvazi oldu. soyluluk ayrıcalığı ortadan kaldırıldı ama iş ayrımcılığı onun yerine geçti. "özgürlük, eşitlik, kardeşlik" bütün devrimcilerin haykırdığı bir halk sloganıydı ama aslında öncelikle burjuvazi için geçerli oldular. (bkz: primus inter pares)