aldatmak; üzerine yazdım yazdım, tanımlar yaptım, bir sürü yolunun olduğundan bahsettim (seks, iletişim, beden dili, yalan vs. vs.) falan ama hepsini sildim sonunda. çünkü kelime israfıydı.
düşündüm ki “aldatılmak” seninle ilgili bir mesele değil esasen; ne senin tavrın ne duruşun ne konumun ne karakterin hiçbiri değil bunu yaşamana sebep. tamamen ruhunda yoldan sapmak olanla ilgili bir sorun. senin tüm varlığına rağmen karşındakinin bir arayış içinde olmasıyla, yalnızca sana değil kendisine olan saygısını yitirmiş olmasıyla ve bunu bir hata olarak görmemesiyle ilgili bir sorun. ne yapabilirsin ki böyle birine?
işte verdiğin sevgiye, duyduğun saygıya yanarsın biraz; sonra aklına sen onu beklerken onunsa başkasından gelecek bir ışığı, kıvılcımı, aramayı, mesajı (artık her ne ise) beklediği aklına gelir. orası da noktadır zaten.
biz aldatmayalım da aldatılmak çok da mühim değil. aldatan nasılsa en çok kendini aldatır.