temel bir gün the united states of americaya cornandfish şirketi sahibi memleketlisi dursunun yanına gider. temel uçaktan iner inmez kocaman bir limo ile dursun onu apronda beklemektedir. normalde apronlar sıradan vatandaşların giremeyeceği yerler olmakla birlikte dursun chobani'nin sahibi hamdi ulukaya gibi bir şey olduğundan apron'a girebilmiştir. neyse toparlıyorum...
kocaman limuzini gören temel hayretle dursun'a sorar.
- uy uşaaaum bu araba da ne kadar büyüktür, nerden buldun oni?
dursun da çok keskin bir kararlılıkla yanıt verir.
- temelcim burası fırsatlar ülkesi abd burada her şey büyük olur.
temel arabaya biner ve dursunun evine doğru yol alırlar. fakat temel evi görünce yine şaşkınlığını gizleyemez çünkü ev, silvester stallone'un kredisini ödeyemeyip bankanın kredi karşılığı dursuna sattığı evden başka hiçbir şey değildir. nitekim çok büyüktür.
temel,
- uy uşaaaum bu ev de ne kadar büyüktür, nerden buldun oni?
der.
dursun,
- temelcim burası fırsatlar ülkesi abd burada her şey büyük olur.
ikilimiz eve girer ve hazırlanmış büyük bir festival sofrasıyla karşılaşırlar, temeli şaşırtan şey ise masanın üzerindeki yemeklerden ziyade masanın boyutudur. zira masa 20 feet uzunluğundadır.
temel yine şaşkın bir vaziyette sorar.
- uy uşaaaum bu masa da ne kadar büyüktür, nerden buldun oni?
der.
dursun,
- temelcim burası fırsatlar ülkesi abd burada her şey büyük olur.
dursun papağan gibi aynı cümleyi tekrarlarken temel ise istemsizce abd'de herşeyin büyük olduğuna dair bir hezeyan içerisine girer.
ee temel yol yorgunudur ve lax airport'tan evin bulunduğu beverly hills'e de trafikten dolayı 2 saatte gelmişlerdir doğal olarak temel 2 saattir tuttuğu çişini artık yapmak istemektedir; fakat, ev büyük olduğu için dursun'a lavabonun yerini sorar.
-uşaam bu tuvalet nerededur?
dursun,
- iki kat aşağı in, sağdaki kapıda
der.
temel iki kat aşağı iner lakin kapıları karıştırıp soldaki kapıya girer ve havuzun içine düşer. sonra başlar bağırmaya.
-SiFONU ÇEKMEEEEYUN SiFONU ÇEKMEYUUN!