ilk türk romanlarının (intibah, taaşşuk-u talat ve fitnat, sergüzeştname'den bahsediyorum, halid ziya'yı dışarıda tutarak) sığ, incelikten yoksun, mesajını insanın gözüne sokan haline bakınca, don kişot 400 sene önce yazılmış belki de dünyanın ilk romanı olmaktan da öte romanın sınırlarını çizmiş, ufkunu göstermiş bir eser gibi gönürür. olay örgüsünün sıradışılığı, karakter çiziminin oturmuşluğu, iç-ses, flashback vb. elemanların kullanılışı ve hatta ikinci bölümdeki post-modern romanların meta-narrative ögelerini hatırlatan öz-referanslarıyla don kişot roman yazımına sadece öncülük eden değil ona zirveden bakan bir kitap. dünyanın en iyi romanı seçilmesini çok görmemek lazım.