adiceydi yaptığım biliyordum, bilincinde olarak yapmaksa daha da acıydı.
7 yıllık bir aşkı 7 dk da bitirmeye çalışıyordum telefonda. yüzüm yoktu karşısına çıkmaya; "ben aşık oldum" denmesini anlamasını mı bekliyordum ki, kim anlayabilirdi ki böyle bir şeyi? dürüstlük müydü ki şimdi bu?
kızıyordum kendime hem de kimsenin kızamayacağı kadar. ama o kadar acizdim ki aşkın karşısında, kimseyi görmüyordu gözüm. oysa ona da okadar aşık olmamış mıydım 7 yıl önce?
bağırsın, hatta hakaret etsin istiyordum biraz olsun vicdanımı rahatlatmak için. ama o, haklılığın verdiği ezici üstünlüğünü kullanmıyordu her zamanki gibi kıyamıyordu bana o kadar isterken hem de.
sadece "neden?" diye sorabildi çoktan kabullenmiş bir sesle. 7 yıldır ilk defa ayrılıktan bahsediyorduk biliyordu geri dönüşü yoktu.
diyemedim başkasına aşığım diyemedim, proust'un dediği gibi " ayrılırken şefkatle konuşan taraf, aşık olmayan taraftır" vicdanımın sesinden sağır olan kulaklarımı dindirebilmek için, şefkatinde ötesinde konuşuyordum, ağlayan yine ben. "bilmiyorum, ama bişeyler tükendi bende" diyebildim güçlükle. o an yanımda olsa var gücümle sarılırdım ona biliyorum. o artık benim için aşık olduğum adam olmasa da, deli gibi sevdiğim bi dostumdu ve benim yüzümden üzülüyordu. bu nasıl zor bi durumdur ancak yaşayan bilebilir.
"benden kaynaklı bir durumsa herşeyi yapmaya hazırım ama aşkında bir zorlama hissediyorsan kendini azat et bu aşktan, aşk zorlamayla olacak bir şey değildir" dedi.
tam 7 dk sürdü veda konuşmamız. ve bugün 7 yıl oldu ayrılığın üzerinden geçen zaman.
tek tesellim evliymiş ve bir de kızı varmış şimdi.
pişman mıyım diye soruyorum 7 yıl sonra kendime;
evet çok pişmanım..