Dilencilerin sohbetini sevmem. Çünkü hep aynı cümlelerle mutluluk dilerler, tuttuğumuz her şeyin (!) altın olmasını isterler falan...
Fakat geçtiğimiz aylarda istanbul'da öyle bir dilenci gördüm ki bu tezimi düpedüz çürüttü. Adam, kendi hayatını felsefi cümleler eşliğinde öykü tadında anlatarak dilencilik yapıyordu. Kitapsız kasaba filozofu gibi biriydi sanki.
Tuttum bu adamı bira içmeye götürdüm.
Felsefe, edebiyat, müzik, siyaset üzerine çok şey konuştuk. Akepe'yi de kötüledik tabii.
Adam: Seni sevdim yeğenim... Yaklaşık 27 yıllık dilenciyim, para verdiler, yemek verdiler, giysi verdiler ama ilk kez biri bana bira ısmarladı.
Ben: Ne demek dayı, birkaç gün daha burdayım, yine içeriz.
Adam: Keşke kadına götüren de olsa...
Ben: ?!??!!!!...!?!!?....?!....... !
Adam: (Piç gülüşü.) Tamam tamam, sonra konuşuruz bunu.