zamansiz

entry8 galeri
    5.
  1. Zamansız
    Kara denklemim vardı, içinden ayıramadığım güzelliklere özlemlerimle birlikte yumak olup
    bakarlardı. Dün ile bu günü ayıran bir çalar saatin etkisinde savrulan bu dünyada imgelerim
    kendisiyle barışık olmalıydı. Dünden kalan en güzel mirası unutturmaya çalışan bedenlerin
    dostlukları her zaman yalandı. Bildiğim tüm toplamların işlevselliğini yitirdiği anlardı.
    Dikkatimin hep dağınık olduğu anlardı. Sarsıntılı rüyaların gelişleri gidişlerine paraleldi
    ama geçtikleri bir bedendi ve hassastı o beden. Üzerinden geçen anı yumakları yaralıyordu.
    Dün ile bu günü anlamlı kılan anıları geldiği yere hapseden bir çalar saatin etkisinde
    dönen dünyada temel hissetmek olsa da en geri plandı. Yaşamanın anlamını sorgulayan her
    cümlede hissetmek sonucu çıksa da hissetmenin varlığı onu güzel kılmayacaktı.
    Ey anlamların daraldığı düzensiz denklem.
    Karardığın tüm boşlukların anlamını anlamış olmam senin için yeterli değil elbette.
    Dokundurduğun tüm rüyaların ilgisine yaklaşmış ve artık onları arzulamış olmam da umrunda
    değil. Çözülebilmenin tek yolunu aramaktan sıkılmış olmasam da bırakmalıydım. Ama sıkıldım
    ve artık durduğum düzlemi göründüğü çizgide değerlendiriyorum. Düzlemi bilindiği gibi
    okuyorum. Yaşamı anlaşıldığı gibi anlıyorum. Eksenimi böyle belirliyorum. Dün ile bu güne
    eşit mesafede bir çalar saat etkisinde politikleşen bu dünyada çok yüzlülüğü anlıyorum ama
    asla kabul etmiyorum.
    Yaklaşan hiçbir elden çekinmiyorken ve uzaklaşan hiçbir ele üzülmüyorken budanacak
    yerimi arıyorum. Budanacak duygumu işaret etmeni istiyorum ve patikayı böyle sonlardırmak
    istiyorum. Bana düzlükleri vadeden tüm nasihatperver insanların haklı olduğuna inanabilmek
    için sonlandırmak istiyorum. Dün ile bugünü farksız gören bir çalar saat etkisinde
    farklılıklara körebe insanların dünyasında yabancılaşmamak için kör olmayı kabullenmiyorum.
    Özlemleri anlıyorum. Arzu denilen vahşet doğurganlığı güçlü anaç kavramları
    anlıyorum. Sevgi denilen bencillik doğurganlığı güçlü anaç kavrama inanıyorum. Saygı
    denilen zorbalığı kabulleniyorum. Özgürlük denilen yalanları yutuyorum. iyilik denilen
    kavramın yaşadığına inanıyorum. Karanlıklara küfretmiyorum. Durduğum noktada aşırı normal
    olduğumu düşünürken durduğum noktaya bakanların aşırı normal olduğumu düşünürlerken anı
    yumaklarının geçiş ekseninde bulunmamdaki ısrarı anlamıyorum. Dün ile bu günü farksız kılan
    bir çalar saat etkisinde zorbalığı kabullenmiyorum. Dün ile bu günü umutlu yapan bir çalar
    saat etkisinde dönen dünya için bir önem unsuruyum. Dün ile bugüne saldıran bir çalar saat
    etkisinde özgürlüğün yıkıldığı her noktada özgür hissedebilmek için düşlerime yalvarıyorum.
    Dün ile bu günü ayıran bir çalar saat etkisinde dönen dünyada yaşayorken dün ile bu
    günümü ayıran bir çalar saat etkisinde kaldığım sürece cümlelerimle sorgulamaktan öteye
    geçmiyorum.

    not:kendime ait blog sayfamdan alındıtır. aylardır barışmak için sabırla beklenilen sevgili bir gün yemeğe davet etmiş bütün özlem tavana vurmuştu. yemeğe gittiğimde neyi özlediğimi kendi kendime sordum. özlediğim şey bu değildi. onun bilgisayarında yazdığım bu yazı, boşluktaki piskolojimin dürtüsü ile bir çok alanda görücüye çıkıp çok beğenildi. ne var ki bundan daha yalın bir hale sokamıyorum ne kadar çabalarsam çabalayayım. bir yeri bozuluyor muhakkak. ben de hatasıyla yanlışıyla böyle bıraktım. *

    edit: imla.
    2 ...