türk spor basınının, hiçbir olumlu sonuç doğurmaması yetmezmiş gibi, büyük küçük ayrımını ortadan kaldırmak suretiyle spor dünyasında saygısızlığın, büyüğünü küçüğünü bilmezliğin ve son tahlilde anarşinin önünü açtığını görmezden gelerek yemeye devam ettiği b.ktur.
eşelemenin, kokutmanın alemi yok, bazı takımların lakapları var, tamam. fenerbahçe'ye sarı kanarya diyorlar mesela; galatasaray'a aslan; beşiktaş'a da kara kartal. yer darlığı sebebiyle burada anlatamayacak olsam da, camialar tarafından da benimsenmiş bu lakapların ve sembollerin her birinin bir hikayesi var. onlarca yıldır öyle anılıyorlar, bunlara alıştık artık. üstelik bu takımların yurt sathında taraftarları, sempatizanları var.
iyi de, trabzonspor'a kaplan demenin ne alemi var şimdi? ya ismi lazım olmayan bir küçük anadolu takımına yiğido demek bok yemenin neycesi?
siz hiç trabzonsapor'a kaplan, falanca takıma yiğido diyen sokaktaki adam gördünüz mü? bu tip yakıştırmalar spor basınının manşetlerini sakilleştirmekten ve söz konusu takımları gerçek büyük takımlara karşı saldırgan hale getirmekten başka hiçbir işe yaramaz.
üç kuruşluk reyting uğruna küçük taşra takımlarına yalakalık yapmaktan geri durmayan türk spor basını, türkiye'de sporun gelişmesinin önünde en büyük engeldir.
zorlama, çakma sıfatlarla olduğundan büyük gösterilmeye çalışılan küçük takımlar hadlerini bilememekte, büyük takımlarla sidik yarışına girerek spor barışını tehlikeye atmaktadırlar. örneğin yiğido miğido diyerek gaz verilen -ismi lazım olmayan- bir küçük takımımız, ben de büyüğüm lan psikolojisiyle haddini aşarak koskoca fenerbahçe'yi yenme cüretini gösterebiliyor.
spor barışını korumanın yolu, tarihi boyunca bir kez lig üçüncülüğü elde etmiş takıma lakap takmak değil, büyüğe saygı prensibini spor sahalarında da egemen kılmaktır.