türkiye de ki canlı değersizliği

entry2 galeri
    1.
  1. 2 gündür aynı serviste olan bir abiyle muhabbet ediyoruz. muhabbet ilk olarak ben bahçeşehir - hadımköy yolunu karşıdan karşıya geçerken, yolun sonuna doğru kornaya asılan şoför ile başlıyor. ben ezilmişlikten kaynaklı olduğunu düşünürken Musa bey ise değerlerden kaynaklı olduğunu düşünüyor ve değerleri değiştirmek gerektiğini, makine değil insan kaynaklı olmanın gerektiğini düşünüyor.

    Bugün yine yolun sonuna doğru arabanın biri kornaya bastı. iki dakika sonra başka bir araç az daha köpeği eziyordu. Köpek öyle hızlandı ki hızını alamayıp, inşaat projesini çevreleyen korkuluklara çarptı. aynı anda göz göze geldik. belki ezilmişlik, belki değer verdiğimiz şeylerin değersizliği ile ilgili sıkıntı emin değilim. emin olduğum tek şey yaşayan şeylere değil makinelere değer veriyoruz, elimize güç geçtiği zaman üstün olduğumuzu düşünüyoruz. o adam araba aldığı için herkesten üstün. gece iki de son ses müzik, bağıran egzoz ve patinaj eşliğinde yollarda raks edebilir. bunu gören başkaları da keşke bende yapsam tribine girdiğinden midir nedir araba alınca canavara dönüşüyorlar.

    yağmur sezonu geldi. yanınızda suya dalıp çıkan ve hiçbirşey olmamış gibi yaya suçlu muamelesi yapacak insanlar var.

    değer meselesine ek olarak bize küçükken trafik eğitimi verilirdi. hep yola çıkmama var. bize yeşil yanmadan geçemeyiz ama ehliyet sınavı kitaplarında ışık yoksa yaya üstün demiyor. yaya her an üstün olmalı sadece ışıkla alakalı olmamalı.

    bir şoför yaya ya yol verse mobinge uğruyor. arkadan kornaya asılan abartıp ana bacı söven!!!. sorsan hepsinin acelesi var. aceleleri bir kişinin hayatından önemli. trafikte bir dakika takılmadan gitsin gerisini koyver gitsin.

    ellerine on milyar tl para versen de bu ezilmişlikleri değişmeyecek. bu içlerine işlemiş duygu. belki de değerleri resetlemek gerekli. bir insan ya da canlı ölünce geri dönüşün olmadığını belirtmek gerekli. amaaan bir köpek ya da 7 milyar insan var mantığıyla olmaz.

    birgün değişmesi dileğiyle.
    2 ...