peygamberin manevi oğlu zeydin karısıyla evlenmesi

entry128 galeri video1
    70.
  1. bu evliliği yanlış bulan ateistlerin şu soruyu cevaplamaları gerek: neden?.. evet bu evlilik neden yanlış? bu evliliğin yanlış olduğunu hangi bağlayıcı kurala dayanarak iddia ediyorsunuz?.. bu sorulara asla cevap veremezsiniz. çünkü ateizmin bakış açısında bağlayıcılığı olan ahlaki bir kural olamaz.

    şimdi buradan sonra caner taslaman'ın ''ahlak, felsefe ve Allah'' kitabından önemli alıntılar yapacağım. aşağıdaki alıntıda ünlü ateist felsefecilerin ahlak ile ilgili görüşlerini öğreneceksiniz. birazdan yazılarını okuyacağınız ateist felsefecilerin ahlaki konulara karşı yaklaşımları sizin gibi cahilce değil. çünkü onlar Allah'ın olmadığını varsaydığımız bir dünyada hiçbir ahlaki temelin de kalmayacağının farkına varmışlar. evet alıntıya geçelim:

    ''en önemli özelliklerinden birisi bağlayıcılık olan ve insanların şahsi çıkarlarından gerektiğinde fedakârlık yapmalarını gerektiren yasalardan oluşan ahlaki sistemlerin, allah inancı olmadan rasyonel temeli olamaz.

    burada “rasyonel temel” ile kastım; ahlaki eylemi gerçekleştirirken bu eylemi gerçekleştirmenin ve gerektiğinde şahsi çıkarından vazgeçmenin akılcı bir temeli olmasıdır. nitekim birçok ünlü ateist felsefeci de bunu tespit etmiştir. örneğin allah olmadığında ahlaki değerlerin doğruluk değeri kalmayacağına, nietzsche ve sartre gibi ünlü ateist filozoflar dikkat çekmiştir.

    nietzsche’nin “ondan, temel bir kavramı, allah’a inancı çekip aldığınızda, bütününü mahvedersiniz: artık zorunlu hiçbir şey elinizde kalmaz... onun ancak allah’ın varlığı doğruysa bir doğruluk değeri olabilir; o, allah ile ayakta durur, allahsız çöker” gibi sözleriyle ahlak için sergilediği yaklaşımı da böylesi bir tespiti ortaya koymaktadır.''

    reklamlar: ünlü ateist felsefeci nietzsche'nin söylediklerini okudun değil mi sayın tepkisel sözlük ateisti? reklam bitti, kitaptan alıntıya geri dönüyorum. gel bir de diğer ünlü ateist felsefeci olan sartre'ye bakalım o neler demiş:

    sartre’ın şu sözlerinde de bu yaklaşımı görmekteyiz:
    ''tam tersine, varoluşçu için allah’ın var olmadığı fikri oldukça huzursuzluk vericidir, çünkü o’nla beraber rasyonel bir zeminde değerler için zemin bulma olasılığı da yok olmaktadır. bu, bunu düşünecek sonsuz ve mükemmel bir bilinç olmadığı anlamına geldiğinden, baştan kabul edilebilecek bir iyilik de yok demektir. sadece insanların olduğu bir zeminde olduğumuzdan; hiçbir yerde iyiliğin var olduğu, kişinin dürüst olması veya yalan söylememesi gerektiği yazmaz. dostoyevski “allah olmasaydı, her şey serbest olurdu” diye yazmıştır ve bu da varoluşçuluğun başlangıç noktasıdır. gerçekten de allah yoksa her şey serbesttir ve bunun sonucu olarak da insanın bir dayanak noktası yoktur...''

    reklamlar: nietzsche ve sartre, allah’ın yokluğunda ahlaki değerlerin rasyonel temeli olamayacağını anlamışlardır. fakat sözlük ateistlerinin zeka seviyeleri, felsefe bilgileri magmaya indiğinden olayı hala kavrayamıyorlar. neyse, reklamı geç, devam edelim:

    ''çağımızın en ünlü ateisti richard dawkins ise başkalarına merhamet duymamızın “darwinci hatalar: mutluluk veren, değerli hatalar” olduğunu ifade etmiştir. ateist bir dünya görüşünün içerisinde sahip olduğumuz doğuştan ahlaki özelliklerin illüzyon olarak anlaşılması gerektiğini ünlü natüralist-ateistler michael ruse ve edward wilson’ın şu sözlerinden de anlayabiliriz:

    ''cambridge’li felsefeci g. e. moore tarafından bu yüzyılda popülerleştirilen bir ifadeyi kullanmak gerekirse, evrimsel etikte var olandan olması gerekene geçiş yapıldığından “natüralist yanılgı” (the naturalistic fallacy) suçu işlenmektedir. ahlak bize ortak hareket etmemiz için genlerimiz tarafından yutturulan bir illüzyondur. hiçbir dış temeli yoktur. ahlak, evrim tarafından oluşturulmuştur, fakat onun tarafından temellenmemektedir. aynı machbeth’in hançeri gibi gerçekte var olmadan önemli bir amaca hizmet etmektedir. illüzyondan bahsederken, ahlakın hiçbir şey olmadığını ve tamamen bir hayal ürünü gibi düşünülmesi gerektiğini savunmuyoruz. machbeth’in hançerinin tersine ahlak insan türü tarafından paylaşılan bir illüzyondur… ahlakın objektif bir temeli yoktur, fakat biyolojik yapımız bizi öyleymiş gibi düşünmeye sevk etmektedir.''

    tekrar ediyorum, yukarıdaki kesitler caner taslaman ahlak, felsefe ve allah kitabından alıntıdır. ki okumanızı şiddetle tavsiye ederim. isteyen şuradan ücretsiz okuyabilir: http://www.canertaslaman....2/AhlakFelsefeveALLAH.pdf

    gelelim buradan çıkarmamız gereken sonuca. bağlayıcılığı olan ahlaki bir kural sadece Allah'ın varlığı ile mümkün olabilir. Allah, evlatlığın boşandığı eşle evlenmeyi helal kıldıysa, bu artık helal bir davranıştır. hiçbir ateist bu eylemin yanlış olduğunu iddia dahi edemez. çünkü elinde hiçbir dayanağı yoktur.

    eğer söylediklerim kafanızı karıştırdıysa ya da bu konuyu anlamakta zorlandıysanız, konuyu özetleyen şu kısa animasyonu seyredebilirsiniz:

    2 ...