eminönü'nden levent' e (metrocity). Evet doğru okudunuz. Hem de ağustos ayında ve terlikle! Çünkü istanbul'u hiç bilmemek ve adidas ayakkabı alıcam inadıyla tüm sahil şeridini ve allahın cezası barbaros yokuşunu yürümek.
Her seferinde "ya koca istanbul'da adidas bulurum heralde artık amk ya! Bu kadar binmedim şimdi binmeyeyim taksiye" demek ama ne yazık ki sora sora anca metrocity'ye gitmek. Modeli bulmak ama ayaklar şiştiğinden giyememek. Yine terlikle taksiye binip alt dudağı dışa çıkmış şekilde ağlamaklı şekilde şoföre seslenmek :