harika bir diziydi ama zamana yenildi tabi. bir yandan kadroda da vefatlardan eksikler oldu.
güzel bir renkti bilhassa doksanlara dair.
ara sıra okuyorum insanlar nasıl hatırlıyor diye, hemen hemen hep güzel şeyler söylenmiş.
gelgelelim klasik yeni türkiyeli olarak ''20 sene çekmişler, tek kare namaz yok. hırsızlık, üçkağıt var'' diyen de var.
bunun sebebi aslında belli ama biz düşünmeye üşendiğimiz için çok da süzemiyoruz.
o günden bugüne değişen şey, o gün hırsızlıklar bağıra bağıra konuşulur, otoriteden korkulmazdı. karakterler üzerinden bir nevi siyasal eleştiriydi durum, siyasete çok girmeden.
ibadetse propaganda malzemesi yapılmayacak kadar kıymetliydi. boşuna dememişler parayla imanın kimde olduğu belli olmaz diye.
bugün noldu peki? herkes namazını niyazını 10 bin liralık telefonlarıyla gözümüze sokup, dolara falan el hak isyan ediyor. namazın şovu, allah'a secde etmekten daha tatlı geldi herhalde insanlara.
hırsızlıklar mı? ağzını açamıyor kimse ama aynen aynı yerdeler.
bu ters yüz olma hali aslında dizinin bittiği yıllardan bugüne her şeyin özeti aslında.
meraklısına not: dizide dindar karakterler de vardı halil efendi ve davut usta gibi. daha laisist takılan ama bayramdan bayrama anasını babasını kabrinde ziyaret etmeyi ihmal etmeyen şükrü beyler de vardı.
aynı şekilde belli dini ve milli günlerde herkesin ortak bir ruh takınması da farkedilen bir şeydi.
yani objektif bir şekilde sosyolojimiz başarıyla temsil ediliyordu.