erkeklerin türbanla birlikte en çok ilgilendiği kadınsal konudur bu. yalnız burada bakış açısı türbandan biraz daha farklıdır.
abaza gencimiz hayal gücünü lezbiyenler için kullanmaktan çekinmez. lezbiyenlerin olduğu bir ortama kendisini ah bir atabilse, neler gerçekleştirebileceğinin hayaliyle yanar da tutuşur. "ben olsam masada oturan hatunların arkasından şöööyle..." diyerek en asil fantazilerini sıralamaya koyulur.
halbuki bu olay, yolda yürüyen ateşli genç kızımızın bir gayle beraber olmayı düşlemesi gibi birşeydir. ha dünya yuvarlaktır, en nihayetinde bu da olabilir bir şekilde. ama bunun gerçekleşmesi bünyede olumsuz etkilere neden olabilir. abaza gencimiz kendisini lezbiyen ablanın kollarında bulursa, duyacağı söz hayal ettiklerinden çok farklı olacaktır çünkü.
"arkanı dön bebeğim"
"noluyor lan mınskim" diye düşünürken bir anda bir tarafına giren ne olduğu belirsiz oyuncağın kıpraşımıyla silkelenir. envayi çeşit pozisyonda değişik atraksiyonlara uğrar, yaşadığı duygusal anların neticesinde oluşan gözyaşlarına hakim olamaz. ve yine arkasından bir söz duyar.
"kaçma bebeğim"
yarı giyinik halde sokakta koşarken kalbi deli gibi atmaktadır. evet belki olaylar tam olarak fantazilerindeki gibi gerçekleşmemiştir ama hissedilen adrenalin hayal edebileceğinden daha fazladır.
eve gittiği an hayatının en heyecanlı anlarını atlatmış olan abaza gencimiz yaşadığı olayları düşünecek, "en iyisi self servis" diyecek, ve kendini tatmin edecektir. arkasını döndüğü an sırtında şırankkk diye bir ses duymadığına dua edecek, zaman boyutundan sonra fetiş boyutunu düşünmek için de zamana sahip olacaktır.