bunu iddia eden pek çok kişi aslında kimlik aşığı. örneklendirirsem; bir doktor genelde zekidir; ama paralıdır da. bir üst düzey yönetici aynı şekilde. bir mühendis, mimar, yazar, çizer... hepsi belli bir nüfusa ulaşmış kişilerdir.
yani zeka = kimlik = para.
bunu fark ettiğimde acaba para aşığı birisi miyim diye düşündüm. olabilirim çünkü kabul edin, para güç demek. refah demek. ama birinin parasının olması onunla ilişki kurmamdaki temel neden olamaz. sevemediğim birine dokunamam bile.
düşüncelerim şuna evrildi sonradan; zeka evet çekici olabilir. birinin dış görünüşü seni ilk başta etkileyebilirse, o kimlik te etkileyebilir. lakin; o kimliği elde etmek için girilen çaba, yürünen yollar, tecrübeler, geçen zaman daha anlamlı ve değerlidir. yine bir doktor düşün. senelerini verip ders çalışan ve sadece mesleğini icra edip kazanan birisi mi yoksa; yine bir doktor olup çalışkanlığının yanında sosyalleşmiş, iki kelimeyi bir araya getirebilen birisi mi gözünde değerlidir?
ben ikinci diyorum. bana göre güzel yürümüş yolunda. dizini kırıp ders çalışmamış yürümeye de çalışmış.
sapyo olmaktan çıktım galiba. artık tecrübe çekici geliyor bana. sonuçta emekle kazanılan her şey biraz zeka gerektirir. aptal bir insan sadece öğretileni öğrenmiş olur, üstüne koymaz. bize dağı taşı aşan insan gerek. öğrenmiş ve öğretebilen insan gerek.