Ilginç hikayesi ile üstün zekasını takdir ettiğim muzaffer bağdat fatihidir.
Hikaye içki afyon ve sigarayı yasaklayan 4.Murat ve bir sandalcı arasında geçer.
Sandalcı Padişah efendiyle açıklara varınca sandalın yanından bir ipi çeker. ipin ucundan bir testi çıkar. Padişah sorar "Nedir o testi?". Müşterisinin kim olduğundan bi haber sandalcı meyi doldurur ve "Şaraptır efendim" der, ikram eder. Padişahın da şaraba düşkünlüğü dillerdedir zaten kabul eder lakin sorar "Ya padişah görürse".
Gecenin bu vakti padişahın onları göremeyeceğini, şu sıralar onun sıcak yatağında olması gerektiğini söyleyen sandalcı biraz daha açıldıktan sonra sandalın gizli bölgesinden afyonunu çıkartır ve nargilesini bir güzel tüttürür. Padişah şüphelerini yineler, yasaktan söz eder ama nafile sandalcı gözü karartmıştır.
Sonunda sandalcı fal taşlarını çıkarır ve müşterisine "Efendim ver 10 akçede falına bakayım." der. Padişahın en sinir olduğu şey ise faldır ama bunada katlanır, işin sonunun nereye gideceğini beklemeye başlar. Falcı sorar "Efendi neyi merak edersin?". Padişah tedbili kıyafetin avantajıyla, "söyle bakalım Padişah nerededir sandalcı" der.
Falcı taşlarına bakar ve "Padişah şu an denizin ortasındadır efendi" der. Padişah rol keser, "Aman bizi görmesin iyice bak hele tam olarak nerdedir?" diye ekler. Sandalcı biraz daha bakar taşlara ve ayağına kapanır padişahın! "Padişahım bağışla!"
"Seni affederim lakin ben burdan inince istanbul'a hangi kapıdan gireceğim onu bilmelisin" der. Sandalcı "Padişahım ben hangi kapıyı söylesem siz diğer kapıdan girer beni yine asarsınız, iyisi mi ben tahminimi bir kağıda yazayım da siz kapıdan geçince okuyun" der. Kabul eder 4. Murat, kağıdı alır buruşturur cebine atar.
Kıyıya varır varmaz yanındaki fedaisine "Vurun boynunun kafirin" der padişah. Kendinden emin surlara yönelerek "Tiz yeni bir kapı açın, istanbul'a oradan gireceğim der." Kapı açılır ve kazanmanın verdiği gurur ile istanbul'a girer.
içeri girince kağıt aklına gelir padişahın nasıl olsa sandalcının bu olayı bilemeyeceğini düşünür ama merak eder kağıdı açar. "Yeni kapınız hayırlı olsun Hünkarımız" işte yeni kapının hikayesi böyle nakledilir asırlarca ne kadar doğrudur ne kadar yanlıştır bilinmez tabii...