sevdiğinin ölmesi

entry6 galeri
    5.
  1. ilkokula gittiğim sıralar. O dönemlerde de bitki yetiştirmeye merak saldım. Elma çekirdeği olsun veya çiçek olsun, ne bulursam dikiyorum ve onların büyümesini bekliyorum. Ama tabi ya mevsimi olmadığından veya optimum koşulları sağlayamadığımdan dolayı bir türlü diktiklerim yetişmiyor.

    Mahalleden bir abi, bahçelerine şeftali dikecekmiş, elinde yaklaşık on tane, dikilmeye hazır şeftali çekirdeği var. Abi dedim, birini bana ver, ben de dikeyim.
    Abi verdi, nasıl bakmam gerektiğini söyledi. ilk bir hafta su vermeyeceksin, sonra bir çay bardağı kadar su yeterli olur, toprağın altına iki cm derinlikte gömeceksin...
    Hepsini aklıma kazıdım ve boş bir saksıya, usulüne göre diktim.
    Adım adım denilenleri yapıyordum. Ve bir süre sonra benim küçük şeftali ağacım başını topraktan çıkarmış ve bana merhaba demişti.
    Çok mutluydum, daha bir azimle ve dikkatle ona bakıyor, adeta küçük bir bebekmişçesine ihtimam gösteriyordum.
    Okul çıkışları, sırtımdaki çantayı çıkarıyor, küçük şeftalime küçük küçük su veriyordum.
    Aylar geçti, benim şeftalim iki karış boyuna ulaştı.
    Suyunu veriyordum, toprağına gübre olsun diye ölü böcekleri koyuyordum...

    Belki 5- 6 ay kadar sonra benim küçük şeftalim kocaman olmuştu. 50 cm kadar vardı. Yaprakları ışıl ışıl ve taze idi. Sevgi ile büyütüyordum onu. Benim minnoşum, dostum belki de evladım idi. Neyimdi bilmiyorum ama aramızda bir sevgi bağı olduğu kesindi, çünkü onu ben bizzat kendi ellerimle büyütmüştüm. Benden başka kimse ona suna veremezdi. Ahh benim küçük minnoş şeftali ağacım...

    Nereden bilebilirdim ki o gün benim küçük minnoşumun başına bu felaketin geleceğini...

    Yine suyunu verdim ; dışarıya oyun oynamaya çıktım. Evimize de bir komşu kadın gelmiş. Annem ev işi yapıyordu. Belki kışa hazırlık idi. Bu kadın da anneme yardım ediyordu.
    Bir kilimi yıkamışlar, balkona sereceklermiş.
    Kilimi rastgele atınca, kilimin ucu benim küçük Şeftali ağacımın üzerine gelmiş...

    Oyunum bitti, eve geldim. Balkona koştum, ağacıma su vermek için.
    Bir baktım ; benim küçük şeftalim boynunu bükmüş, taze dalları kırılmış. Yaprakları dağılmış...
    Birkaç saniye dondum kaldım, içimde bir şeyler kopuyordu, parçalanıyordu ama ne olduğunu bilmiyordum. Çığlığı bastım, öfkeliydim, anneme koştum; olayı anlattı.

    Küçüğüm henüz, birilerinden intikam almak istiyorum, ona zarar vereni bulup dövmek istiyorum ama bir şey yapamıyorum...

    Ağladım mı bilmiyorum. Belki çaresizliğimden, belki de sinirimden ağlamıştım.
    Gittim küçük ağacımın yanına. Boynunu bükmüştü ; o neşeli, canlı, kıpır kıpır taze yaprakları solgunlaşmıştı. Küsmüştü belli ki...

    Bana da Küsmüştü, tavır koymuştu. "beni neden korumadın, bak beni kırdılar" der gibiydi...

    Ahh benim küçük şeftalim. Seni koruyamamıştım. Tazecik dallarını kırmışlar, boynunu bükmüşlerdi...

    işte o an anladım, o küçük yaşımda sevdiğin birinin ölmesinin ne demek olduğunu...
    2 ...