en son 120 yi gördüm, tartı ağlıyodu “ kardeş senin üstüne buzağı çıksa hoşuna gider mi?” diye sordu hıçkırarak.
o gün karar verdim kilo vermeye.
karar vermemin ardından 2 sene geçti anca spora yazıldım.
diyete de başladım.
yaklaşık 6 ay oldu, şu an 95 kiloyum.
istikrarlı bi şekilde iniyorum.
hedef 80.
nasıl kilo verdin vs. diye soracak olursanız;
haftada 6 gün spor yapıyorum. ekmek ve şekeri komple bıraktım. yürüyerek gidilebilecek yerlere yürüyerek gidiyorum ( acelem yoksa tabi) bi de hocanın verdiği diyeti ihlal etmiyorum ( 6 aydır açım )
ha değiyor mu peki?
12 yaşından beri yetişkin reyonundan giyinen, 6 ay öncesine kadar; 1 kat merdiven çıkınca nefesi kesilen, rahat rahat oturup kalkamayan, azıcık yokuş çıkınca götünden ter akan bir insan olarak konuşuyorum; tabi ki değiyor lan.
kolay mı?
kendi yaşadığım tecrübeye dayanarak konuşuyorum; pek de kolay değil. neredeyse bütün hayatını kilo vermeye çalışman üzerine şekillendiriyorsun. yemeğini, uykunu, boş saatlerini, düşüncelerini.
misafirliğe vs. gittiğinde yemek ve tatlı faslında ev sahibinin “ ekmeksiz karın mı doyar” “ la bi kereden bişey olmaz”, “ hatrım için ye” gibi ısrarlarına göğüs gerebilmek gerekiyor. zira yemek kültürümüz bolca yağ ve şeker üzerine kurulu.
bazen 1 tas yoğurtla akşam yemeği yemiş sayılmanız gerektiği için gece aç yatabiliyorsunuz. pek hoş bi durum değil.
özellikle bayramda demirden irade gerekiyor.
ama aynaya bakıp her geçen gün biraz daha zayıfladığınıza şahit olmak ve her tartıya çıktığınızda yavaş yavaş hedefinize doğru düşen sayıları görmek yeterli motivasyon oluyor. ( özellikle yıllar sonra tartıda 3 değilde 2 haneli bi sayı görmek ciddi anlamda mutlu ediyor insanı.)